Kayıp kol saati, 1958’deki Davutpaşa cinayetini çözdü
İstanbul Davutpaşa’da benzin istasyonu sahibi Enis’in öldürülmesinin ardından soruşturma, kayıp kol saatinin izine odaklandı. Tahtakale’de saati satmaya çalışan kişinin eşkâli, polisi 21 yaşındaki er Kemal’e götürdü; Kemal’in ifadesiyle cinayetin arka planı ortaya çıktı.
Yıl 1958... Aralık ayının son günleri yaşanıyordu. İstanbul, bir yılı daha geride bırakmaya hazırlanırken Davutpaşa da işlenen bir cinayet, kısa süre içerisinde dönemin en çok konuşulan olaylarından birine dönüşecekti. Davutpaşa Kışlası nın karşısında, eski Yeşilköy asfaltı üzerinde küçük bir benzin istasyonu bulunuyordu. İstasyonun sahibi 50 yaşındaki Enis’ti.
Yaklaşık 10 yıldır aynı yerde benzincilik yapan Enis, çevrede tanınan bir isimdi. 18 Aralık günü öğleden sonra benzin almak için istasyona gelen bir şoför, ortalıkta kimseyi göremedi. Bir süre bekledi. Ancak ne pompaların başına gelen vardı ne de sesine cevap veren... Şoför bunun üzerine benzin istasyonunun arka tarafında bulunan eve yöneldi. Kapıyı açtığında ise korkunç manzarayla karşılaştı.
Enis, kanlar içerisinde yerde yatıyordu. Haber verilmesi üzerine güvenlik güçleri olay yerine geldi. Yapılan ilk incelemede Enis’in kesici ve ağır bir aletle başına defalarca vurularak öldürüldüğü belirlendi. Dönemin ilk gazete haberlerinde, başında 7 ayrı yara bulunduğu yazıldı. Cinayetin vahşeti, saldırının sıradan bir kavganın çok ötesinde olduğunu düşündürüyordu.
İlk değerlendirmeye göre katil, Enis’in bulunduğu yere gelmiş, kapıyı çalmış ve kapının açılmasının ardından saldırmıştı. Ancak olay yerindeki bir ayrıntı cinayetin nedenine ilişkin soru işaretleri yaratıyordu. Enis’in üzerinde para vardı. Eğer cinayet yalnızca para için işlenmişse katil neden maktulün üzerindeki paranın tamamını almamıştı? Bu soru, soruşturmanın ilk bilinmezlerinden biri oldu.
Olaya hem Polis hem de jandarma ekipleri bakmaya başladı. Enis’in yakınlarıyla görüşmeye başladı. Cinayetin ardında eski bir hesaplaşma ya da husumet bulunup bulunmadığı araştırıldı. Ancak yakınlarının anlattıkları soruşturmayı daha da karmaşık hale getirdi. Bildikleri kadarıyla Enis in kendisini öldürecek kadar büyük bir husumet yaşadığı kimse yoktu.
Buna rağmen soruşturmanın ilk günlerinde eski bir husumet ihtimali ağırlık kazandı. Cinayetten önce Enis in savcılığa yaptığı bir başvuru da mercek altına alındı. Enis, bu başvurusunda Necati adlı kişinin kendisini tehdit ettiğini öne sürmüştü. Bu bilgi üzerine şüpheler Necati nin üzerinde yoğunlaştı. Necati gözaltına alındı. Şüpheli, hakkındaki suçlamaları reddetti.
Cinayetin işlendiği saatlerde Güngören köyündeki bir kahvede arkadaşlarıyla kumar oynadığını söyledi. İfadesine göre akşam saat 19. 00 dan sabah 06. 00 ya kadar kahvedeydi. Ancak evinde yapılan araştırmada dikkat çekici bir ayrıntıya rastlandı. Bir çift ayakkabı yeni yıkanmıştı. Polis, ayakkabıların üzerlerinde kan bulunduğu için yıkanmış olabileceği ihtimalini değerlendirdi.
Necati ise ayakkabıları eşinin yıkadığını söyledi. Soruşturma genişletildi. Necati nin yanı sıra farklı kişiler de mercek altına alındı. Toplam 4 kişi nezaret altına alındı. Fakat elde edilen bulgular, şüphelilerle cinayet arasında kesin bir bağlantı kurmaya yetmedi. Dört kişi de serbest bırakıldı. Günler geçiyor ancak Enis i kimin öldürdüğü bulunamıyordu.
Dönemin gazeteleri artık soruşturmadaki çıkmazı açıkça manşetlerine taşıyordu: “Davutpaşa cinayeti katili bulunamadı.” İlk şüpheliler elenmiş, eski husumet ihtimalinden sonuç alınamamıştı. Katilin kimliğini gösterecek açık bir tanık da ortada yoktu. Cinayet, faili meçhul kalma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Ancak soruşturma dosyası kapatılmadı.
Ekipler olay yerine ve Enis’in üzerinden çıkan eşyalara yeniden yoğunlaştığında, başlangıçta fazla dikkat çekmeyen bir ayrıntı soruşturmanın yönünü değiştirecekti. Enis’in kolunda olması gereken saati yoktu. İşte o kayıp saat, Davutpaşa dan başlayıp İstanbul un en hareketli ticaret merkezlerinden Tahtakale ye uzanacak film gibi bir polis çalışmasının başlangıcı olacaktı...
Enis’in cinayetinde ilk şüphelilerden sonuç alınamaması üzerine ekipler, soruşturmayı baştan ele aldı. Olay yeri bulguları ve maktulün üzerindeki eşyalar yeniden değerlendirildi. İşte bu sırada önemli bir ayrıntı üzerinde duruldu. Enis in kolunda sürekli taşıdığı bilinen saati yoktu. Katil, Enis’in üzerindeki paranın tamamını almamıştı ancak kolundaki saati götürmüştü.
Bu durumda saatin cinayetten sonra el değiştirmiş ya da paraya çevrilmek istenmiş olabileceği ihtimali ortaya çıktı. Ekipler bu kez kayıp saatin peşine düştü. 1950 li yılların İstanbul unda ikinci el eşya ticaretinin önemli merkezlerinden biri Eminönü ndeki Tahtakale ydi. Saatten ziynet eşyasına kadar birçok ürün burada el değiştiriyordu.
Polis, katilin çaldığı saati paraya çevirmek isteyebileceğini değerlendirerek araştırmasını Tahtakale çevresinde yoğunlaştırdı. Saatçiler ve ikinci el eşya alıp satan esnaf mercek altına alındı. Dükkan dükkan dolaşıldı. Enis’e ait saatin özellikleri anlatılarak son günlerde bu özelliklere sahip bir saati satmak isteyen birinin gelip gelmediği araştırıldı.
Günlerdir sonuç vermeyen soruşturmada aranan iz sonunda Tahtakale de ortaya çıktı. Tahtakale de Sabahattin adlı bir saatçiye ulaşan ekipler, aradıkları bilgiyle karşılaştı. Bir genç, Enis’in kolundan kaybolan saatin özelliklerine uyan bir saati satmak istemişti. Artık polisin elinde cinayeti çözebilecek ilk somut izlerden biri vardı. Saatçiden, saati getiren kişinin ayrıntılı eşkâli alındı.
Yaşı, görünüşü, kıyafeti ve dikkat çeken özellikleri tek tek soruldu. Elde edilen bilgiler bir araya getirildiğinde araştırmanın yönü Davutpaşa ya doğru çevrildi. Çünkü verilen eşkal, bölgede görev yapan genç bir askeri işaret ediyordu. Polis bu kez benzinciye yakın olan Davutpaşa Kışlası’daki askerler üzerinde çalışmaya başladı. Saatçinin verdiği eşkal ile araştırılan isimler karşılaştırıldı. Çember giderek daraldı.
Şüpheler, karargâhta görev yapan 21 yaşındaki er Kemal üzerinde toplandı. Eldeki bilgilerin ardından Kemal gözaltına alındı. Ancak soruşturmanın tamamlanması için saatin Kemal’le bağlantısının kurulması yeterli değildi. Polisin şimdi cevap aradığı çok daha önemli bir soru vardı:Kemal , Enis i gerçekten öldürmüş müydü? Şüpheli sorguya alındı.
Ve Kemal konuşmaya başladığında, Davutpaşa cinayetinin günlerdir karanlıkta kalan perde arkası da ortaya çıkmaya başladı. Kemal poliste verdiği ilk ifade şaşırtıcıydı. Kemal, yaklaşık bir yıl önce o bölgede bir inşaatta çalıştığını ve Enis’i o dönemde tanıdığını söyledi. Daha sonra askere gittiğini ancak Enis’in kolunda taşıdığı saati unutmadığını anlattı.
Dönemin gazetesine yansıyan ifadesinde cinayetin nedenini açıkça anlatıyordu: Enis’in kolundaki saati beğenmiş, kendisinin de böyle bir saate sahip olmasını istemişti. Ve bunun için Enis’i öldürmeye karar vermişti. Bu ifade, cinayetin ani gelişen bir tartışmanın sonucu olmadığı ihtimalini güçlendiriyordu. Çünkü Kemal’ın anlattıklarına göre saldırıda kullanacağı aleti de önceden hazırlamıştı.