ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Dünya
  3. Kader ağlarını dünyanın bir ucundan öbür ucuna ördü... Aşkı uğruna bisikletle 10 bin kilometre yol katetti
Dünya

Kader ağlarını dünyanın bir ucundan öbür ucuna ördü... Aşkı uğruna bisikletle 10 bin kilometre yol katetti

İsveçli bir soylu ile Hindistan’ın acımasız kast sisteminin en alt basamağındaki bir ‘dokunulmaz’ arasındaki aşk, sadece kıtaları değil; kast sistemini, ön yargıları ve imkânsızlıkları da aştı. İşte bir ikinci el bisikletle Delhi’den Göteborg’a uzanan olağanüstü bu hikaye sadece aşka değil insanlığa dair de umutları yeşertiyor.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 6 Eylül 2026 09:12·Güncelleme: 6 Eylül 2026 20:37·5 dk okumaBu haber 655 kez okundu
Kader ağlarını dünyanın bir ucundan öbür ucuna ördü... Aşkı uğruna bisikletle 10 bin kilometre yol katetti
Kader ağlarını dünyanın bir ucundan öbür ucuna ördü... Aşkı uğruna bisikletle 10 bin kilometre yol katetti
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Altı yıl önce İsveç’in Göteborg şehrinde düzenlenen bir Nobel Ödülü etkinliğinde, Oscar ödüllü belgesel yönetmeni Orlando von Einsiedel konuşmasını henüz bitirmişti ki yanına iki genç yaklaştı.

Karl ve Emilie von Schedvin adındaki bu iki kardeş, yönetmenin eline İsveçli yazar Per J Andersson tarafından kaleme alınmış bir kitap tutuşturdu: “Çalışmalarınızı çok seviyoruz. Bu bizim anne babamızın hikâyesi. Bir film için bu konuyu incelemek ister misiniz?” Von Einsiedel kibarlık edip inceleyeceğini söylese de eve dönünce kitabı bir kenara koyup unuttu.

Aylar sonra bir tatil yolculuğunda, uçakta okumak için yanına aldığı bu kitap hayatını değiştirecekti. Sayfaları çevirdikçe şaşkınlığını gizleyemeyen yönetmen, hikâyenin gerçek olamayacak kadar büyüleyici olduğunu fark etti. Uçak piste teker koyar koymaz telefona sarılıp kardeşleri aradı. Ne var ki ortada büyük bir engel vardı.

Kitap ABD’de yayımlanmış, Hollywood yapımcıları bu inanılmaz öykünün telif haklarını kapmak için kardeşlerin etrafında pervane olmaya başlamıştı. Ancak von Einsiedel’in içten yaklaşımı dengeleri değiştirdi: “Eğer bu öyküyü bir belgesel olarak anlatmak isterseniz, bundan onur duyarım.” Bu samimi teklif üzerine kardeşler yönetmeni ebeveynleriyle tanışmaya davet etti.

Birlikte yola çıkma kararı alındı; Karl ve Emilie de projenin yapımcılığını üstlendi. Böylece sinema dünyasını büyüleyen o olağanüstü hikâyenin belgeselleşme süreci başladı. AŞKIN ÇİZDİĞİ KADERHikâye 1975 yılının sonlarında, Delhi’de 26 yaşında bir güzel sanatlar öğrencisi olan Pradyumna Kumar Mahanandia (bilinen adıyla PK) ile başladı.

Dedesinin kabile reisi olduğu Kendujhar’daki bir köyde sevgiyle büyüyen PK, toplumun gözünde ağır bir yük taşıyordu: O bir ‘Dalit’ti. Yani Hindistan’ın acımasız kast sisteminin en alt basamağındaki bir ‘dokunulmaz’. Çocukluğu taşlanarak, zulüm görerek ve ayrımcılıkla geçmişti.

Buna rağmen yeteneği sayesinde burs kazanıp Delhi’ye gelmiş, şehir merkezindeki süs havuzunun kenarında portreler çizerek geçimini sağlamaya başlamıştı. PK’nin çocukluğundan beri zihnine kazınan bir kehanet vardı. Aile astroloğu babasına, PK’nin müstakbel eşinin çok uzak bir diyardan geleceğini, müzikal bir ruha sahip olacağını, Boğa burcunda doğacağını ve en ilginç şekilde “bir ormana sahip olacağını” müjdelemişti.

Bir gün PK sokakta portre çizerken karşısına genç bir İsveçli turist çıktı: 20 yaşındaki Lotta. Üç arkadaşıyla birlikte bir minibüse atlayıp Hindistan’a kadar gelmişti. PK genç kadından anında etkilendi. Lotta ertesi gün tekrar geldiğinde PK kehanetin adımlarını tek tek sorgulamaya başladı: Mayıs doğumluydu, yani Boğa burcuydu. Şarkı söyleyip piyano çalıyordu, yani müzik ruhunda vardı.

Sıra en tuhaf soruya geldiğinde Lotta şaşkınlıkla gülümsedi; evet, İsveçli soylu dedesinin Göteborg yakınlarında geniş arazileri ve devasa bir ormanı vardı. PK için taşlar oturmuştu. Genç kadının gözlerine bakıp evleneceklerini söyledi. Kader, ağlarını Lotta tarafında da örüyordu. Lotta daha önce Londra’da hemşirelik yaparken duvarına Odişa’daki 13.

yüzyıldan kalma Konark Güneş Tapınağı’nın devasa taş çarkının fotoğrafını asmış, bu resme hayran kalmıştı. PK, bu tutkudan tamamen habersiz şekilde Lotta’yı o tapınağa götürdüğünde, genç kadın da aralarındaki görünmez bağa ve ortak kaderlerine teslim oldu. Lotta ailesine mektup yazıp hayatının aşkını bulduğunun haberini verdi. Birlikte PK’nin köyüne gittiler.

Ailesi Lotta’yı bağrına bastı, geleneksel bir düğün töreni yapıldı. Ancak bu peri masalına kısa bir mola gerekiyordu; Lotta eğitimini tamamlamak için İsveç’e dönmek zorundaydı. BİSİKLET SELESİNDE 10 BİN KİLOMETREAylar mektuplarla geçti. PK akademiden mezun oldu ama özlem dayanılmaz bir hal almıştı. İsveç’e uçak biletlerini araştırdığında karşılaştığı 40.

000 rupilik fiyat (o dönem Hindistan’daki ortalama yıllık gelirin 18 katı) hayallerini yıktı. Ancak PK vazgeçmedi. Ocak 1977’de 60 rupiye ikinci el bir bisiklet satın aldı. Çadırını, uyku tulumunu ve resim malzemelerini arkasına bağladı. Elinde bir harita bile yoktu. PK’nin en büyük gücü coğrafya bilgisizliğiydi. Güneşin doğudan doğup batıdan battığını biliyordu.

Amacının İsveç olduğunu sanırken isim benzerliği yüzünden İsviçre’ye gittiğini düşünüyordu. Yolda karşılaştığı Belçikalı bir hippi haritayı çıkarıp gitmek istediği yerin çok daha kuzeyde olduğunu gösterdiğinde yaşadığı şoku sonradan tebessümle hatırlayacaktı. Yolculuk engellerle doluydu. Hintlilerin Pakistan’dan vizesiz geçemediğini sınıra gelince öğrendi.

Geri dönmek zorundayken Amritsar’da tesadüfen karşılaştığı Delhi’den bir tanıdığı, bu tutkulu aşktan etkilenerek PK’ye Kabil’e giden bir uçak bileti aldı. Hayatında ilk kez uçağa binen PK’nin bisikleti ise tanıştığı Alman bir çiftin minibüsüyle Kabil’e ulaştırıldı. YOLUN İYİLEŞTİREN GÜCÜ VE YERYÜZÜNÜN MELEKLERİBu uzun yolculuğu ayakta tutan şey, yol boyunca karşılaşılan iyi insanlardı.

Bürokrasinin ve çatışmaların az olduğu o yıllarda insanlar PK’yi evlerine konuk ediyor, bir portre çizimi karşılığında ona yemek ve para veriyordu. Kabil yakınlarında ilerlerken hendekte hurdaya dönmüş bir araba ve yol kenarında kanlar içinde yatan genç bir kadın gördü. Kadının bütün dişleri dökülmüştü. PK hemen bir kamyonu durdurdu, kadını ve bisikletini kasaya atıp Kabil’deki hastaneye yetiştirdi.

Konuşamayacak durumda olan kadın bir kâğıda adını yazdı: Leanna. Avusturyalıydı ve Viyana’da bir sanat galerisinde çalışıyordu. PK kadın taburcu olana kadar yanından ayrılmadı, onu elçiliğe teslim edip yoluna devam etti. Haftalar sonra İstanbul’a varan PK, postaneye (postrestant) gittiğinde kendisini bekleyen bir zarf buldu.

Sağlığına kavuşan Leanna, ona minnet borcu olarak İstanbul’dan Viyana’ya bir tren bileti göndermişti. Viyana’ya ulaşınca Leanna’nın kız kardeşi PK’yi galeriye götürdü. Galeri sahibi PK’nin tablolarını satın alarak ona Göteborg’a kadar uzanan bir tren bileti temin etti.

Yolun son etabında Almanya sınır muhafızları kaçak sanıp tutuklamak istese de PK’nin yanında taşıdığı evlilik haberinin yer aldığı Hint dergisi ve Lotta’nın mektupları kapıları açtı. İsveç treninde kompartımanı paylaştığı Norveçli bir kadın ise polislerin para kontrolü yapacağını anlayınca PK’nin cebine gizlice bir tomar kâğıt para tıkıştırdı.

Kaynak: Hürriyet

04:00

Azerbaycan-Ermenistan barışında köy hesabı - Göktürk Tüysüzoğlu

04:00

‘Barış (!) süreci’ ve hapistekiler!

04:00

İstanbul Barosu'nda seçim heyecanı: Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal gazetemize konuştu

04:00

İstanbul Barosu'nda seçim heyecanı: Önce İlke Çağdaş Avukatlar ve Yükseliş Hareketi Adayı Av. Hasan Kılıç

04:00

Korkut Kanadoğlu, İstanbul Barosu başkanlığı için hedeflerini anlattı

04:00

Bir baba, bir aydın, bir ülke... - Nilhan Nur Kışlalı

04:00

Fon Olayı ve Açıklanmayan İsimler

Yine bir ‘tarihsel an’ mı?Gündem22 Eki 04:00

Yine bir ‘tarihsel an’ mı?

Son iki yılda Nepal, Bangladeş, Kenya gibi çevre ülkelerde patlak veren protestolar gündeme bir “Z kuşağı isyanı” kavramını getirmişti.
Azerbaycan'a giriş yasağı getirilmişti: Fatih Erbakan'dan Aliyev'e tepkiSiyaset21 Eki 16:06

Azerbaycan'a giriş yasağı getirilmişti: Fatih Erbakan'dan Aliyev'e tepki

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Azerbaycan'ın 31 Türk vatandaşına ülkeye giriş yasağı getirmesinin ardından Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e seslendi. Erbakan, "Azerbaycan’da öğrencilere yönelik başörtüsü yasağı kalksın yeter, biz gelemesek de olur” dedi.
Okurlardan izin isteğiGündem22 Eki 04:00

Okurlardan izin isteği

Kimi zaman hayatın kendisi, kimi zaman bedeniniz, size işaretler yolluyor. Hey dikkat et Zeynep bu ne telaş, bu ne acele, bu ne sabırsızlık, diyor. Habire “Yaşını unutma, yaşını unutma” deyip duruyor. (Unutmak mümkün mü? Unutmayayım diye kitabımın kapağına bile koydum.)
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziKünyeYayın İlkeleriDüzeltme Politikası

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaKünyeYayın İlkeleri