Haber detayı
Haberin ayrıntıları
IMF, Mali Şeffaflık Değerlendirmesi kapsamında Türkiye'ye ilişkin raporunu yayımladı. IMF raporunda, Türkiye'nin mali şeffaflık alanındaki reformlarının 2021'de program bütçesine geçilmesi, tahakkuk esaslı Uluslararası Kamu Sektörü Muhasebe Standartları'nın uygulanmaya başlanması ve Devlet Mali İstatistikleri raporlamasının sürekli iyileştirilmesi gibi adımları kapsadığı belirtildi.
Kamu işletmelerine ilişkin raporlamanın iyileştiği kaydedilen raporda, bütçenin bütünleşik temelde sunulduğu ve kamu harcamalarının çok büyük bölümünün bütçe belgelerinde yer aldığı ifade edildi.
Hükümetin 2017'de vatandaş bütçesi yayımlamaya başladığı, 2022'de başlangıç bütçe ödeneklerini önemli ölçüde aşan harcamalar için ek bütçe uygulamasına geçtiği aktarılan raporda, bu gelişmelerin onlarca yıllık ilerlemenin üzerine inşa edildiği kaydedildi.
IMF, son değerlendirmede Türkiye'nin Mali Şeffaflık Kodu ilkelerinin yaklaşık üçte ikisinde iyi veya ileri uygulama düzeyini karşıladığını, bu oranın 2015'teki değerlendirmede yaklaşık yarı seviyesinde bulunduğu belirtilerek, Mali Şeffaflık Kodu ilkelerinin yaklaşık üçte birinin değerlendirme düzeyi, 2015'ten bu yana yükseltilmiştir denildi.
Genel yönetim düzeyindeki yükümlülüklerin yanı sıra finansal ve finansal olmayan varlıkların neredeyse tamamının raporlama kapsamına alındığı, ancak kamu emeklilik sistemine ilişkin yükümlülüklerin kapsam dışında kaldığı kaydedildi.
MALİ RİSK YÖNETİMİNDE SINIRLI İLERLEME Raporda, mali risk yönetiminin Türkiye açısından mali şeffaflığın en zorlu alanı olmaya devam ettiği ve son 10 yılda bu konuda yalnızca sınırlı ilerleme sağlandığına dikkati çekildi. Makroekonomik risklere ilişkin değerlendirmelerin üst düzey hassasiyet analizleriyle sınırlı kaldığı, tüm mali riskleri bir araya getiren tek bir özet raporun ise hala yayımlanmadığı vurgulandı.
Türkiye'de nüfusun hızla yaşlanmaya başlamasının uzun vadeli mali sürdürülebilirlik analizlerini gerekli kıldığı ancak bu analizlerin henüz bulunmadığı ifade edildi.
Buna karşılık, kamu borçları ve kamu-özel sektör işbirliği projeleriyle bağlantılı garantilere ilişkin raporlamanın kaliteli olduğu, finans sektörüne ilişkin risklerin tam olarak açıklandığı ve özellikle depremlerle bağlantılı çevresel risklerin iyi geliştirilmiş bir strateji doğrultusunda yönetildiği belirtildi.
DEPREM HARCAMALARININ RAPORLANMASINDA SORUNLAR IMF, Türkiye'nin sistematik mali raporlama yapısının kamu maliyesinin anlaşılmasında zaman zaman kritik boşluklar oluşturduğuna dikkati çekti.
Raporda, bazı eksikliklerin makroekonomik açıdan kritik boyutta olduğu, bunların Mali Şeffaflık Kodu kapsamındaki iki göstergenin değerlendirme düzeyinin düşürülmesine yol açtığı ve mali durumun yeterince şeffaf olmaması riskini doğurduğu belirtildi.
2023 depremlerine ilişkin yeniden inşa harcamalarının gerçekleşme zamanına yönelik sorunların bulunduğu ifade edilen raporda, hükümet raporlarına göre depremle bağlantılı harcamaların 2023'te GSYH'nin yüzde 3,6'sına, 2024'te yüzde 1,7'sine ve 2025'te yüzde 0,8'ine karşılık geldiği kaydedildi.
Raporda, şöyle denildi: Bu rakamlar ödenekler açısından doğru olmakla birlikte, fiilî harcamalar açısından ilk yıllardaki harcamaları önemli ölçüde yüksek, sonraki yıllardaki harcamaları ise düşük göstermektedir. Bunun bütçe açıklarına da karşılık gelen etkileri bulunmaktadır. 2023 yılı için raporlanan GSYİH'nin yüzde 3,6'sı tutarındaki harcamanın yalnızca yüzde 0,8'lik kısmı fiilen gerçekleştirilmiştir.
KKM'NİN MALİYETİ GSYİH'NİN YÜZDE 4,2'SİNE ULAŞTI Raporda, borç garantilerine ilişkin raporlamanın kapsamlı, açık ve kullanışlı olduğu ancak son yıllarda bütçe belgelerinde hükümetin Kur Korumalı Mevduat hesaplarına ilişkin garantileri hakkında bilgiye yer verilmediği ifade edildi.
KKM uygulamasıyla hükümetin dövize endeksli Türk lirası mevduatlarda GSYİH'nin yüzde 8'ine kadar ulaşan bir kur riski üstlendiği ifade edilen raporda, şu değerlendirme yapıldı: Kurda yaşanan sert değer kaybı, nihayetinde devlete GSYH'nin yüzde 4,2'sine karşılık gelen bir maliyet yüklemiştir.
Bu maliyetin bir bölümü bütçeden karşılanırken bir bölümü de Merkez Bankası'nın zararlarına yansımış ve bankanın özkaynaklarının GSYİH'nin yüzde 2,9'u kadar negatif seviyeye gerilemesine yol açmıştır. KKM uygulaması aşamalı olarak sona erdirilmektedir. Bununla birlikte bu uygulama, alışılmışın dışındaki politikaların önemli mali riskleri fiilî yükümlülüklere dönüştürebileceğinin çarpıcı bir örneğini oluşturmaktadır.
TOKİ'NİN MALİ TABLOLARI KAMUYA AÇIK DEĞİL IMF raporunda, Kamu İşletmeleri Raporu'nun genel olarak yüksek kalitede olduğu ancak en önemli kamu işletmelerinden biri olan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın (TOKİ) mali bilgilerini içermediği kaydedildi. TOKİ'nin kendi mali tablolarının kamuya açık olmadığı ve Sayıştay denetiminde şartlı görüş aldığı kaydedildi.
TOKİ'nin varlıklarının GSYİH'nin yüzde 2,6'sına karşılık geldiği belirtilen raporda, Kurumun bağlı ortaklıkları, deprem sonrası yeniden inşa harcamalarının başlıca alıcıları arasındadır. TOKİ ayrıca sosyal konut projelerini finanse etmek amacıyla devletten ücretsiz olarak devredilen önemli miktarda arazi almaktadır.
Bunun yanında TOKİ, 2023'ten bu yana önemli tutarlarda bütçe transferi de almaktadır difadelerine yer verildi. TÜRKİYE VARLIK FONU'NDA ŞEFFAFLIK EKSİKLİĞİ Raporda, Türkiye Varlık Fonu bünyesinde GSYİH'nin yüzde 29'u değerinde kamu varlığı bulunduğu ancak bu büyüklüğe eşlik eden şeffaflığın sınırlı kaldığı aktarıldı.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika