İmamoğlu davasında 89. duruşma
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 89. duruşması, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasının ardından sona erdi
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 89. duruşması, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasının ardından sona erdi
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmada, tutuksuz sanık organizasyon firması sahibi Serkan Yıldız savunma yaptı.
Sanık Yıldız savunmasında, ihalesine girdiği birçok işi alamamaya başladığını söyleyerek, "Bu yüzden de sektörden birçok kişiyle de dert yanardım. Bana bu işlerin Emrah Bağdatlı'dan geçtiğini piyasadan diğer alt taşeronlardan söylediler. Bu süreçte Emrah Bağdatlı tarafından yönlendirildiğini söyleyen Eyüp isimli kişi ile WhatsApp üzerinden telefon görüşmem oldu. Eyüp isimli kişinin bana ulaştığı numarayı avukatım dosyaya sunacaktır." dedi.
Bu kişinin Kültür AŞ çalışanı olduğunu düşündüğünü ifade eden Yıldız, şu beyanda bulundu:
"Çünkü ne kadar alacağım olduğuna kadar tüm ticaretime hakimdi. Bana fatura gönderdiler. Ben de alacağımı ve ticaretimi riske atmak istemedim, ödedim. Fatura karşılığında da tarafıma hiçbir mal, hizmet teslim edilmedi. Hatırladığım kadarıyla Ağustos 2024 gibi aranıp, ağustos sonu ve eylül sonunda tarafıma gelen faturalara istinaden 75 bin lira ile 58 bin liralık ödeme yaptım. O tarihte ne kadar yüksek meblağda alacağım olduğunu isterseniz eğer Kültür AŞ'nin muhasebe kayıtlarından temin edebilirsiniz. O tarihte Kültür AŞ'den 15 milyondan fazla alacağım oluşuyordu. Ben bu işlemi ticari faaliyetime devam edebilmem için mecbur kaldığımdan yaptım. Şirketime giren çıkan, aldığım işlere bakıldığında da anlaşılacaktır."
Yıldız, "Burada benim gibi ödeme yapan diğer şirketler ile ilgili aynı ifadeleri vermişler. Savcı tarafından sanki yapay zeka ile oluşturulmuş gibi iddialar dönüyor. Ancak şirketlerin başına da aynı olaylar gelmiş. İş alabilmek, ödemelerini alabilmek için bu ödemeleri yapmışlar." ifadelerini kullandı.
AA'nın aktardığı habere göre, tutuksuz sanıklardan İBB çalışanı harita mühendisi Yakup Öner savunmasında, örgüt üyeliği suçlamalarını reddederek, kurum içerisinde başkana bağlı olarak çalışan resmi danışman unvanına sahip her biri farklı alanlarda yetkili üç isimin bulunduğunu, bunların Ertan Yıldız, Murat Ongun ile Yiğit Oğuz Duman olduğunu söyledi.
Belediyede kişilerin belirli görev ve yetki alanlarına sahip olduğunu, belli birimlerin danışmanlara bağlı hareket etmesi suretiyle oluşturulduğunu aktaran Öner, herkesin kendi alanında hareket ettiğini, gerektiğinde bu alanların birbirine bağlandığı bir işleyiş söz konusu olduğunu anlattı.
Öner, kendisinin hiçbir zaman yönetim toplantılarına katılmadığını, bunların hiçbirine mensup veya bağlı çalışan biri olmadığını savundu.
Belediye içerisinde Fatih Keleş, Murat Ongun ve Ertan Yıldız'ın farklı yetki alanları bulunduğunu belirten Öner, "Her biri kendi alanını koruyor, birbirlerinin alanına doğrudan müdahale etmiyorlardı. Ancak ihtiyaç olduğunda bu alanlar birbirine temas ediyordu. Belediye dışında ise Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin gibi isimlerin bu yapının dış bağlantıları içerisinde yer aldığını duyuyordum. Dışarıda başka birileri var ise de benim bu isimlere ilişkin net bir bilgim yoktur. Özellikle Murat Gülibrahimoğlu'nun hafriyat işlerini İbrahim Bülbüllü ve Fatih Keleş ile birlikte yürüttüğünü duyuyordum. Ben bunlardan biri değilim." ifadelerini kullandı.
Sanık Öner, hiçbir zaman da toplantılarında bulunmadığını söyleyerek "Kurum içi işleyişte temel çalışma biçimi şuydu, bir iş veya konu gündeme geldiğinde işin niteliği ve ilgili olduğu alan dikkate alınarak ilgili kişi devreye giriyor, belediye içerisinde karar ve yetki mekanizmaları ile dışarıdaki kişi ve şirket ilişkileri bu süreçte birbirini tamamlıyordu. Bu nedenle farklı kişiler ve farklı işler gibi görünmesine rağmen bunların tamamen birbirinden bağımsız olduğunu düşünmüyorum. Aralarında görev ve yetki paylaşımı bulunan, gerektiğinde birbirleriyle koordinasyon sağlayan bir düzen olduğunu düşünüyorum." beyanında bulundu.
İhale süreçlerinde bazı firmalarla görüşmeler yapıldığını ve ihale bedeli üzerinden yaklaşık yüzde 7-10 oranında pay talep edildiğini, bazı firma sahiplerinin kendilerinden öğrendiğini söyleyen Öner, "Ancak ben bu işlerin içerisinde de yer almadım. Bu nedenle bilgim öğrendiklerimden ibarettir. Seçim döneminde belediyeye iş yapan bazı firmalardan kart, nakit veya benzeri taleplerde bulunulduğunu öğrendim. Para işlerinin takibinin Fatih Keleş tarafından yürütüldüğünü ve kimlerden ne miktarda para alındığını bilen kişinin de kendisi olduğunu anladım." ifadelerini kulladı.
Öner, kendisinin Fatih Keleş'e bağlı çalışan biri olmadığını belirterek şunları kaydetti:
"Başkanın Fatih Bey'e yönlendirdiği sınırlı sayıda konu dışında kendisiyle bir bilgi paylaşımım olmadı. Benim gördüğüm kadarıyla çok sayıda danışman bulunmasına rağmen fiilen etkili olan yalnızca üç danışman ve bir kişi vardı. Kişilerin belirli alanlardan sorumlu olduğu, bu alanların gerektiğinde birbiriyle bağlantılı şekilde çalıştığı ve bazı işlerin bu organizasyon içerisinde yürütüldüğü bir yapı bulunmaktaydı. Ben bu işte kişilerin hiçbirinde yoktum. Dolayısıyla bana 'Sen bu işin neresindesin?' diye sorarsanız şu şekilde açıklayabilirim, Başta da söylediğim gibi ben sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı teknik danışmanlığı yapan bir kamu görevlisiyim."
Hakkındaki irtikap suçlamasını reddeden sanık Öner, menfaat karşılığında iş yaptırma şeklinde bir senaryo kurulmasının hem görev ve yetki sınırları hem de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savundu.
Yasal mevzuatlar kapsamında hareket ettiğini söyleyen Öner, kendisi veya üçüncü kişiler adına bir menfaatte bulunmadığını öne sürdü. Öner, iddianamedeki olaylara ilişkin detaylı anlatımlarda bulunarak, rüşvet iddialarını reddetti.
Sanık Öner, Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın, daha önceki etkin pişmanlık ifadelerinin doğru olup olmadığını sorması üzerine, beyanlarının arkasında olduğunu söyledi.
Başkan Aylan'ın, "Gülaylar konusu var. ifadenizde şöyle bir husus geçiyor, bu 22 milyon dolar. Yaklaşık 22 milyon dolar civarında bir maliyeti olduğundan bahsettiniz. Gülaylar bunu kabul etmedi. Bunun üzerine bu durumu Ekrem İmamoğlu'na arz ettiğinizde, 'Başkan bir şey vermeden bu imarı alamazlar.' dedi demişsiniz." şeklindeki beyanını hatırlatması üzerine Öner de "Doğrudur." dedi.
Sanık Öner, Başkan Aylan'ın, "Bunun üzerine Gülaylar grubuyla yapılan protokol neticesinde yaklaşık 5 bin metrekare net konut alanın İBB'ye bırakılması üzere şartlı bağış protokolü imzalandı. Bu kısmı teyit ettiniz beyanlarınızda, doğru mudur?" sorusuna da "Doğrudur. Savcılık ifadelerimin arkasındayım." cevabını verdi.
Kaynak: Habertürk


