Oktay Uygun’un kitabındaki “İki Kurucu Halk” görüşü tartışmaya açıldı
Yazıda, Prof. Dr.
Yazıda, Prof. Dr.

Prof. Oktay Uygun ’un FEDERAL DEVLET (1) adlı kitabının 327.
sayfasında yer alan “İki Kurucu Halk” bölümünü çok önemli bulduğum için okumanıza sunuyorum: *** [İki kurucu halk görüşü hukuki açıdan incelendiğinde, şu noktayı vurgulamakta yarar var: Türkiye’nin tek bir halktan değil, halklardan oluştuğunu ileri sürmek, (kin ve nefrete tahrik edici nitelikte olmamak kaydıyla) bir süredir ifade özgürlüğü çerçevesinde görülerek cezai yaptırıma maruz bırakılmıyor.
Yargıtay’ın bu yöndeki kararlarının istikrar kazandığı söylenebilir. Buna karşılık, farklı halkların varlığı ya da iki kurucu halk görüşü, siyasal partiler aracılığıyla savunulduğunda, bir yaptırımla karşılaşma olasılığı vardır. Bu yöndeki görüşler Siyasi Partiler Kanunu’nun 78, 81 ve 82. maddelerinin ihlali anlamına gelebilir.
Anayasa Mahkemesi’nin ÖZDEP, Sosyalist Türkiye Partisi ve Emek Partisi kararlarında, bu partilerin Türkiye’de Türk ve Kürt halkları/ulusları bulunduğu görüşü “ırk esasına dayalı ayrımcılık” olarak nitelendirilerek SPK’nin yukarıda sözü edilen maddelerine aykırı bulunmuştur. Mahkemenin bu içtihadı doğrultusunda, “iki kurucu halk” görüşünün parti kapatma nedeni sayılacağı son derece açık görünüyor.
Kuşkusuz Anayasa Mahkemesi’nin, ileride bu konudaki görüşünü değiştirmesi ve Yargıtay içtihatları ile uyumlu yeni bir çizgi oluşturması mümkündür. Siyasal partiler bakımından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatları ile uyum sağlamak amacı, böyle bir gelişmeye yol açabilir.

Türkiye’de üzerinde pek bir tartışma olmaksızın kabul edilen görüşlerden biri, federal sistemi savunan bir partinin, anayasanın değiştirilemez hükümlerinden biri olan (m. 3) “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ilkesi” ni ihlal edeceğidir. Anayasanın 68. maddesinde siyasal partilerin bu ilkeye aykırı hareket etmeleri yasaklanmıştır. Söz konusu ilke, Siyasi Partiler Kanunu’nun 78, 80, 81 ve 82.
maddelerinde somutlaştırılmıştır. SPK’nin belirtilen maddeleri içinde federalizm ile doğrudan ilgili görünen hüküm, devletin tekliği ilkesinin korunması kenar başlıklı 80. maddedir. Maddenin tam metni şöyledir: “Siyasi partiler, Türkiye Cumhuriyeti’nin dayandığı devletin tekliği ilkesini değiştirmek amacını güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.”
Bu maddede, siyasal partilerin devletin üniter yapısını değiştirmek istemeleri parti kapatma nedeni sayılmıştır. Maddede “üniter” sözcüğü geçmemekte, “devletin tekliği ilkesi” ifadesi kullanılmaktadır.
Maddenin gerekçesinde, “Devletimizin federe ve konfedere devletler gibi teklik ilkesine aykırı bir nitelik taşımadığı, bu ve buna benzer ayırmaların devletin ve milletin bütünlüğü ilkesine ve toplum yararına ters düşeceğinden bu yolda bir amaç güdülmesinin madde ile yasaklandığı” belirtilmiştir. ] *** Okuduğunuz yazının yasal hali TC Anayasası’nın 3.
maddesinde yer almaktadır: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.”
2000’li yılların başında aynı tartışmaları yaparken zekâsıyla keramete kıç attıran bir üniversite hocası (2) “Devletin ülkesinin bölünmezliğini anlıyorum da milletin bölünmez bütünlüğünü anlamıyorum” deyince “İki kurucu halktan ya da halklardan söz ediyorsun ama milletin bütünlüğünü böldüğünün farkında değilsin” diye karşılık vermiştim.
Oktay Uygun, “Türkiye’nin tek bir halktan değil, halklardan oluştuğunu ileri sürmek, (kin ve nefrete tahrik edici nitelikte olmamak kaydıyla) bir süredir ifade özgürlüğü çerçevesinde görülerek cezai yaptırıma maruz bırakılmıyor” diye yazıyor ama siyasal nitelikli “iki kurucu halk” iddiasını bir başka bağlamda değerlendirmek zorundayız.
Sanki Kurtuluş Savaşı’na başlamadan önce Mustafa Kemal Paşa (olmayan) Kürt aşiretleri birliğinin (olmayan) reisiyle komutanlığı paylaşmış gibi; sanki birbirleriye uzlaşamayan aşiret beyleri bir ordu hazırlayıp Mustafa Kemal Paşa’nın emrine vermiş gibi... Kuşkusuz savaşan orduda ülkede mevcut bütün etnik kökenli askerler olduğu gibi Kürt kökenliler de vardı.
Ancak bazı Kürtlerin dışında “Türk üst kimliği” bağlamı içinde yer alan hiçbir etnisite (Zaza, Arap, Laz, Çerkez, Gürcü, Arnavut, Pomak, Kürt, Boşnak...) “kurucu ortak” savında bulunmuyor. “Kurucu ortak” savında bulunanlar, anlaşılan, şirket olmayan devletin kurucu ortakları da olmayacağını, olamayacağını bilemeyecek kadar cahiller.
*** Bu türden zırva iddialar karşısında bile kırıcı olmamak için yedi dereden su getiriyorum ama bu kez eşiği aşacağım: 2026 yılında bile “aşiret” bukağısından kurtulamamış ayrılıkçı zihniyet Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl kurucu ortağı olur? (1) XII Levha Yayınları, Kasım 2007. (2) Prof. Baskın Oran
Oktay Uygun’un Federal Devlet kitabındaki “İki Kurucu Halk” bölümünde yer alan hukuki değerlendirmeler aktarılıyor. Metin, Türkiye’de halklar ve siyasal partilerin federalizm savunusu konularını Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu hükümleri çerçevesinde ele alırken, bu görüşlere yönelik eleştiriler de içeriyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika