Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Son dönemde Rusya ile NATO arasındaki gerilim giderek daha farklı bir alana yayılıyor. Baltık Denizi ve Kuzey Avrupa’da artan askerî hareketlilik, NATO’nun bölgedeki hazırlıkları ve Moskova’dan gelen sert açıklamalar, taraflar arasındaki gerilimin yeni bir boyuta taşındığını gösteriyor.
Özellikle NATO’nun gerçekleştirdiği tatbikatlarda olası hava saldırıları, denizaltı tehditleri ve kritik deniz yollarının güvenliği gibi senaryoları test etmesi de dikkat çekmişti. NATO’nun söz konusu hazırlıklarını ve tatbikatın neden özellikle bu bölgede gerçekleştirildiğini daha önceki haberimizde ayrıntılarıyla ele almıştık, detaylara aşağıdaki haberimizden ulaşabilirsiniz. Gözden Kaçmasın Dikkat çeken hazırlık!
NATO bunu neden test etti? Seçilen yerin verdiği mesaj ne? ‘Mevcut gerilimi daha da artırabilir’ Haberi Görüntüle Bu gelişmelerin ardından gözler bu sefer Baltık Denizi’ne çevrildi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in son açıklamaları ise Moskova ile NATO arasındaki gerilimin ne kadar hassas bir noktaya geldiğini ortaya koydu.
KALININGRAD GERİLİMİ ARTIYORPutin, geçtiğimiz günlerde Moskova’da düzenlenen Valdai Tartışma Kulübü’nde yaptığı konuşmada, Rusya’nın herhangi bir Avrupa ülkesine saldırma planı olmadığını savundu. Ancak Rusya’ya yönelik doğrudan bir saldırı olması halinde karşılık vereceklerini belirten Putin, özellikle Kaliningrad’a yönelik olası bir saldırı konusunda sert mesajlar verdi.
NATO üyesi Polonya ve Litvanya arasında yer alan Kaliningrad’ın Rusya açısından stratejik önemine dikkat çeken Putin, bölgeye yönelik herhangi bir saldırının doğrudan Rusya Federasyonu’na yönelik bir saldırı olarak değerlendirileceğini ifade etti. Putin, Baltık Denizi’nde son dönemde gerçekleştirilen NATO tatbikatlarına ve Rusya’ya ait gemilere yönelik girişimlere de tepki gösterdi.
Rus lider, bölgede düzenlenen askerî tatbikatların ve Rus deniz araçlarının hareketlerinin engellenmesine yönelik girişimlerin “tırmanma” anlamına geldiğini söyledi.
“Eğer Rusya’ya, bu durumda Kaliningrad’a ve muhtemelen diğer bazı bölgelere doğrudan bir saldırı söz konusu olursa, ülkemizin cephaneliğindeki tüm silahların kullanılması konusu kaçınılmaz ve önlenemez bir şekilde gündeme gelecektir” diyen Putin, bunun Rusya açısından kaçınılmaz bir karşılık olacağını savundu.
Putin’in özellikle ‘tüm silahlar’ ifadesini kullanması, Ukrayna savaşı nedeniyle zaten yüksek seviyede seyreden Rusya-Batı geriliminin Baltık Denizi ve Kaliningrad hattında yeni bir aşamaya taşınıp taşınmayacağı sorusunu gündeme getirdi.
‘RUSYA HANGİ ARACIN KULLANILACAĞINI AÇIKÇA BELİRTMEYEREK KARŞI TARAFIN RİSK HESABINI ZORLAŞTIRIYOR’Peki, Putin’in Kaliningrad’a yönelik olası bir saldırı halinde nükleer silahlar da dahil olmak üzere “tüm silahların” kullanılabileceğini söylemesini nasıl okumak gerekiyor? Bu açıklama, Moskova’nın gerçek bir askerî hazırlığına mı işaret ediyor, yoksa NATO’ya yönelik bir caydırıcılık mesajı mı? St.
Petersburg Devlet Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler üzerine doktora yapan ve Rusya konusunda araştırmaları olan Buğra Bekir Işılak’a göre Putin’in açıklamasını Rusya’nın nükleer silah kullanmaya hazırlandığının göstergesi olarak okumamak gerekiyor. Ancak bunun sıradan bir diplomatik uyarı olmadığı da açık.
Işılak, “Moskova Kaliningrad konusunda daha güçlü bir caydırıcılık mesajı veriyor ve olası bir saldırıya verilecek karşılığın sınırlarını bilinçli olarak belirsiz bırakıyor. Açıklamanın arka planı burada önemli.
Rusya’nın Londra Büyükelçiliği, İngiliz basınında NATO’nun Kaliningrad’ı abluka altına alabileceğine ve bölgeye yönelik varsayımsal askerî senaryolara ilişkin tartışmalara tepki göstererek, Rusya topraklarına yönelik olası bir NATO eylemine nükleer silahlar dahil mevcut bütün araçlarla karşılık verilebileceğini açıklamıştı” dedi.
Işılak, şöyle devam etti:-- Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov ise daha sonra bu mesajın ‘çatışmacı bir açıklama’ olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Nikolay Patruşev de olası bir NATO girişimine ‘hızlı ve uygun’ karşılık verileceğini belirtti. Bu nedenle burada bir nükleer savaş hazırlığından ziyade stratejik belirsizlik üzerinden oluşturulan caydırıcılık görüyorum.
Moskova hangi şartta hangi aracın kullanılacağını açıkça belirtmeyerek karşı tarafın risk hesabını zorlaştırıyor. Verilmek istenen temel mesaj, ‘Kaliningrad’a yönelik doğrudan bir müdahalenin sonuçları öngördüğünüz sınırlar içerisinde kalmayabilir’ şeklinde okunabilir. -- Bu söylemin sertleşmesini Baltık’taki askerî dönüşümden ayrı değerlendirmemek gerekiyor.
Finlandiya’nın 2023, İsveç’in 2024 yılında NATO’ya katılmasıyla Rusya dışında Baltık’a kıyısı bulunan ülkelerin tamamı NATO üyesi hâline geldi. NATO, Ocak 2025’te kritik denizaltı altyapısının korunması amacıyla Baltic Sentry faaliyetini başlattı. Haziran 2026’daki BALTOPS 2026 tatbikatına ise 15 NATO ülkesinden yaklaşık 6 bin personel katıldı. KALININGRAD NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Putin’in açıklamaları, NATO’nun Kaliningrad çevresinde gerçekleştirdiği askerî tatbikatların ardından geldi. NATO ve bazı Avrupa ülkeleri, bu tatbikatları savunma ve caydırıcılık amacıyla düzenlediklerini belirtirken, Moskova söz konusu faaliyetlerin Rusya’ya yönelik baskıyı artırdığını savunuyor. Gerilim yalnızca Baltık Denizi ile sınırlı değil.
NATO üyeleri ve İngiltere, Moskova’yı Ukrayna’ya verilen desteği zayıflatmak amacıyla siber saldırılar, sabotaj faaliyetleri ve casusluk girişimleri de dahil olmak üzere çeşitli hibrit savaş yöntemleri kullanmakla suçluyor. Rusya ise Batılı ülkelerin Ukrayna’ya verdiği askerî ve ekonomik desteğin çatışmayı uzattığını savunuyor.
Gözden Kaçmasın Almanya Başbakanı Merz: Rusya durdurulmazsa bize yönelecek Haberi Görüntüle Peki, Kaliningrad neden bu kadar kritik? “Kaliningrad küçük bir coğrafya olabilir ancak Avrupa güvenlik haritasındaki ağırlığı yüzölçümünün çok ötesinde” diyen Buğra Bekir Işılak, “Rusya ana karasıyla doğrudan kara bağlantısı bulunmayan bölge, NATO üyeleri Polonya ve Litvanya arasında yer alıyor.
Küçük bir coğrafyanın neden büyük bir krizin merkezine dönüştüğü ve Moskova’nın ‘tüm silahlar’ vurgusuyla neyi amaçladığı merak konusu. Peki Baltık’ta tarafları karşı karşıya getiren asıl risk ne?
Kaynak: Hürriyet