Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Bugün şefleri yıldız gibi izliyor, tarifleri ekrandan buluyor, market raflarında dünyanın dört bir yanından ürünlerle karşılaşıyor ve istediğimiz yemekleri eve söylüyorsak bu alışkanlıkların izini büyük ölçüde 1990’larda aramak gerekiyor. Televizyonun, internetin, göçün ve küresel ticaretin mutfağa aynı anda girdiği bu 10 yıl, yalnızca ne yediğimizi değil, yemekle kurduğumuz ilişkiyi de değiştirdi.
1990’ları çoğunlukla müziği, modası ve popüler kültürüyle hatırlıyoruz. Oysa aynı yıllarda mutfakta da sessiz ama köklü bir dönüşüm yaşanıyordu. Bu dönüşümün çelişkileri de vardı elbette. Bir yanda ürün çeşitliliği artarken diğer yanda “yağsız” ve “hafif” beslenme takıntısı büyüyor, dünya mutfakları birbirine yaklaşıyordu. Kısacası 90’lar, bugünkü yemek kültürünün büyük provasının yapıldığı yıllardı.
KİTAPLARDAN İNTERNETE 1990’ların gastronomi tarihindeki en büyük kırılmalarından biri hiç kuşkusuz internetti. O yıllara kadar bir yemeğin tarifini öğrenmenin yolu aile büyüklerine sormak, yemek kitabına bakmak, gazete ve dergilerin tarif sayfalarını takip etmek veya televizyondaki yemek programlarını izlemekti. İnternet bu ilişkiyi kökten değiştirdi.
1990’ların sonlarına doğru “Bon Appétit” gibi yayınlar tariflerini dijital ortamda sunarak yenilikçi adımlar attılar. Kişisel internet sayfaları ve bloglar yaygınlaşmaya başladığında yemek yazarlığında başka bir kapı açıldı. Artık tarif paylaşmak için gazete yazarı olmak, kitap yayımlamak, televizyonda program yapmak gerekmiyordu. 2000’lerin başından itibaren yemek blogları bu alanı daha da demokratikleştirdi.