Haber detayı
Haberin ayrıntıları
PİYASALAR, fonlar ile ilgili gelişmelerin etkisinde kalmaya devam ediyor. Ancak daha zayıf bir etki söz konusu. Mevcut durumdan çıkış için güzergâh belirlenmeye başlandı, yasal süreç devam ediyor. İdari yöndeki bu gelişmelere karşılık yatırım araçları arasında sermaye akımları takip ediliyor.
Fonlarla ilgili gelişmeler, sadece fon piyasasını değil borsa genelinde yatırımcıların konumlarının tekrar sorgulamasına neden oldu. TCMB verilerine göre 18 Eylül ile biten haftada para piyasası fonlarında 456 milyar TL’lik düşüş olduğu bilgisi paylaşıldı. Para piyasası fonlarının toplam büyüklüğü 2. 1 trilyon TL’den 1. 6 trilyon TL’ye geriledi. Yüzde 21’lik düşüş önemli bir rakam.
Bu tutar Mart 2025’ten sonra en sert düşüş. ‘Fonlardan çıkan para nereye gitti’ sorusu akla geliyor. BDDK verilerine baktığımızda fonlardan çıkan paraya yakın bir tutarın bankalara mevduat olarak geçtiği görülüyor. Aynı hafta yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatında ise 2. 7 milyar dolarlık artış var. Yüksek faiz nedeniyle dövize yönelim pek olmamış. Faizde getiri yüksek olunca TL tercihi olağan bir durum.
İŞLEM HACMİ YÜZDE 50 AZALDIFonlarla ilgili gelişmeler borsaya da ilgiyi zayıflattı. Günlük işlem hacminde yaklaşık yüzde 50 civarında bir azalma var. Bu durum fon olayına konu aracı kurumların işlem hacminin borsa üzerinde ne derece yer tuttuğunu gösteriyor. Ayrıca borsa yatırımcısında işlem ve risk iştahı azalımını da olağan karşılamak gerekir. Bu zamanla tekrar eski konumuna ulaşır.
Ancak dengelenme ve normalleşme sürecinin tamamlanması gerekecek. Bunun için de zamana ihtiyaç var. Bu süreçten çıkış ile olumsuz algının dağılması için fiyatlamaya konu beklenti ve gündem gerekecek. Denetleyici kurumların bu olayın bir an önce çözülmesi ve hak sahiplerine ödemelerin yapılması yönünde attığı ve atacağı adımlar güven verebilir.
Beklenti tarafında ise TCMB’nin 22 Ekim toplantısı ve faiz kararı akla geliyor. Uzun sayılabilecek bir süre var faiz indirimi yönündeki beklenti güçlenirse BIST100 Endeksi daha çabuk toparlanır. TCMB’nin 22 Ekim’de nasıl karar alacağını da şimdiden tahmin zor. Petrol fiyatları yükselişini sürdürürken artan enflasyon riskine bağlı olarak ABD başta olmak üzere yabancı merkez bankaları faiz artırımına devam ediyorlar.
Türkiye’ye ilişkin enflasyonda ise katılık sürüyor. Eylül ayında okulların açılması ve gıdada mevsimsellik etkisinin azalmasını da üzerine ilave ettiğimizde faiz indirimi için henüz zeminin müsait olmadığı gibi bir durum ortaya çıkıyor. Bu şartlarda kesin olarak TCMB faiz indirecek demek fazlaca iyimserlik olacak.
Beklentilerin aksine eylül enflasyonu önceki aylara göre daha düşük gelir, ABD-İran savaşında sağlanacak ateşkes ile petrol fiyatları da gerilerse uygun koşullar oluşur. FAİZ İNDİRİMİ BEKLENTİSİ İç ve dış finans çevrelerinde ise faiz indirim beklentileri dillendiriliyor.
JPMorgan, TCMB’nin 22 Ekim toplantısında politika faizini 100 baz puan düşürmesini, ardından aralık ayında da 100 baz puanlık ek bir indirime gitmesini beklediğini açıkladı. Enflasyon faiz kararları için en önemli referans noktalarından biri. “Sermaye ürkektir” diye bir söz var. Ama “su akar yolunu bulur” hesabı para da yeni piyasa şartlarına göre kendine en uygun alternatifi bulur.
Bu aşamada faiz getirisinin cazibesi nedeniyle mevduat veya sabit getirili yatırım araçları öne çıkmış görülüyor. Önümüzdeki dönemde faiz düşer borsada normalleşme süreci çabuk geçilirse artacak risk iştahı ile hisse senetleri tekrar yatırım tercihlerinde ön sıralara geçebilir. Bunun için biraz daha zaman gerekli. Borsa İstanbul’da temkinli görünüm sürüyor.
DIŞTA DİKKATLER TAHVİLLERDE DIŞ piyasalarda zayıf görünüm devam ediyor. Petrol fiyatları ve tahvil faizlerindeki yükseliş dış piyasaları baskı altına almış durumda. Bu gelişmelere bağlı olarak dolardaki değerlenme de sürüyor.
ABD-İran konusunda anlaşma yönünde bir ilerleme olmaması petrol fiyatlarının yüksek seyretmesine neden olurken bu durum enflasyon riskine bağlı olarak merkez bankalarının faiz artırım süreçlerini destekliyor. Bu gelişmelerin piyasa parametrelerine yansımalarına bakıldığında; borsalarda kâr satışları, ABD tahvil faizlerinde yükseliş, dolarda değer kazanımı, Euro’da zayıflama, altın ve gümüş fiyatlarında düşüş var.
ABD 10 yıllık tahvil faizi 2007 yılı, Almanya 10 yıllık tahvili ise 2009 yılından sonraki en yüksek seviyelerini test ediyor. Gösterge niteliğindeki ABD 10 yıllık tahvil faizleri kritik seviye olarak görülen yüzde 5’in üzerine yerleşirken Almanya’da 10 yıllıklar yüzde 3. 6’ya ulaştı. Japonya’da ise yüzde 3’ün üzerinde seyrediyor. Altının ons fiyatında 4. 260 dolar desteği önemli görülürken sonraki destek 4.
000 dolarda. İlk direnç ise 4. 500 dolarda. İç piyasalarda gram/TL altında ise yön tayini konusunda 6. 700-6. 900 bandı önem kazanmış durumda. Gümüşte ise kısa dönem 62. 30 ve 67. 50 dolar destek direnç bandı takip ediliyor. Altın ve gümüş fiyatlarında yükseliş için faizde gevşeme ve dolarda zayıflama gerekecek. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5. 21, Euro/dolar paritesi 1. 1391, dolar endeksi 101.
06, altının ons fiyatı 4. 286 dolar, gümüş 64. 30 dolar, brent petrol ise 97. 17 dolar seviyelerinde. BORSADA DESTEK ARAYIŞI SÜRÜYOR BORSADA ilk önemli destek 12. 800 seviyesinde. Bunun altına gelinirse sonraki destek olarak 12. 400 seviyesi gündeme gelebilir. Olası tepki alımlarında ise ilk dirençler 13. 370 ve 13. 580 noktaları. Tepki çıkışının güç kazanması için 13. 580 seviyesinin geçilmesi gerekecek.
Endekste sert düşüşe bağlı olarak destek noktalarında tepki alımları görülebilir. Ancak satış baskısının bir süre daha etkili olması muhtemeldir. Yukarıda yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir, yatırımcı profilinize uymayabilir.
Kaynak: Hürriyet