Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Ülkemizde son dönemde ortaya çıkan fon krizi ve finansal piyasa skandalı, bazı yöneticilerin aşırı risk alması ya da yatırımcıların yanlış tercihleriyle açıklanamayacak kadar büyük bir yapıya işaret ediyor. Bu ölçekte bir yapının nasıl büyüyebildiğini anlamak için para hareketlerinin çevresindeki kurumsal düzene de bakmak gerekiyor.
Fon kuruluyor, izin alıyor, varlık satın alıyor, fiyat oluşturuyor, saklama ve aracılık hizmeti kullanıyor. Bütün bu süreç boyunca gözetilmesi bekleniyor. Türkiye’nin 2001 krizinden sonra bağımsız düzenleyici kurumları güçlendirmesinin arkasında bu anlayış vardı.
Bankacılık, sermaye piyasaları, para politikası, enerji ve iletişim gibi alanlarda günlük siyasi kararlardan belirli ölçüde uzak, kurala dayalı bir yapı oluşturulmak istendi. Amaç yalnızca piyasanın düzenli işlemesi değildi. Piyasa başarısızlığının maliyetinin bütün topluma yayılmasını önlemek gerekiyordu. İktisat literatüründe bunun önemli bir adı var: Düzenleyici kurumların ele geçirilmesi (regulatory capture).
Kamu yararını korumak için oluşturulan kurumların zaman içinde denetlemekle görevli oldukları ekonomik ya da siyasi çıkarların etkisine girmesini anlatıyor. Bu süreç açık müdahaleyle gerçekleşmek zorunda değil. Atamalar, siyasi nüfuz, bilgi akışının kontrolü, personel dolaşımı, çıkar ilişkileri ve yaptırımların gecikmesi aynı sonucu doğurabiliyor.