Tallinn Mimarlık Bienali mimarinin görünmeyen maliyetini tartışıyor
Tallinn Mimarlık Bienali’nin “Kaça?” teması, ucuz görünen yapı ve projelerin toplumsal, ekolojik ve zamana yayılan bedellerini gündeme taşıyor.
Tallinn Mimarlık Bienali’nin “Kaça?” teması, ucuz görünen yapı ve projelerin toplumsal, ekolojik ve zamana yayılan bedellerini gündeme taşıyor.

Tasarım ve mimarlık bienallerini yaratıcı alanlarda toplumsal farkındalık yaratan, diğer yandan ilgili mesleklerin güncel meselelerine eleştiri getiren ekinlikler olarak çok önemsiyorum. Estonya Mimarlık Merkezi'nin 2011'den bu yana düzenlediği Tallinn Mimarlık Bienali, e ylülün ilk haftasında sekizinci kez açıldı.
Bienalin önceki yıllardaki temaları, “Landscape Urbanism” ( Peyzaj Kentçiliği), “ Recycling Socialis m” (Sosyalizmi Geri Dönüştürmek), “ Self-Driven City” ( Kendini Yürüten Kent), “ bioTallinn” , “ Beauty Matters” ( Güzellik Önemlidir), Edible ( Yenilebilir), Resources for a Future (Gelecek için Kaynaklar) şeklinde belirlenmişti.

9 Eylül'de başlayan, 30 Kasım'a dek sürecek bu edisyonun başlığı ise pazarda, emlakçıda, şantiyede ağzımızdan ilk çıkan soru: How Much? , Estoncasıyla Palju maksab? , yani Kaça?” veya Ne kadar? MİMARLIĞIN ÖNEMSEMEDİĞİ SONUÇ Küratörler Stuudio TÄNA'dan Kertu Johanna Jõeste, Siim Tanel Tõnisson ve Ra Martin Puhkan ile Mark Aleksander Fischer ve Mira Samonig olarak belirlenmiş .
Küratöryel metin bir çelişkiden yola çıkıyor: Ucuzluk mimarlığın asla özenmediği bir nitelik ama inşaattan beklenen sonuç hep o! Metnin ifadesi ile binaların çoğunu artık o meşhur Excel tablosu tasarlıyor . O ysa bugün ucuz görünen in bedeli toplumsal, ekolojik ve zamana yayılan bedelleriyle oldukça pahalı. Küratörlere göre ucuzluk bir yanılsama ve bienale bu çok önemli gerçeği taşıyorlar.



Bienal, Estonya'nın kendi deneyiminden okuyor ve şöyle aktarıyor, “ U cuzluk burada hem yük hem nimet: Bir yanda 1990'ların şok terapisinden bugüne uzanan, azla çoğu elde etme baskısı. Öte yanda aynı koşullardan doğan “Tallinna maja” isimli bölgeye özgü ahşap apartman yapıları genel mimari kimliğe hükmediyor.”
Tõnisson'un, Sirp gazetesine anlattığına göre 1920'lerden İkinci Dünya Savaşı'na dek yapılan bu taş merdivenli, iki üç katlı ahşap kira evleri bir zamanlar en yoksulların barınağıydı, bugün başkentin en gözde konutlar ı arasına yerleşmiş durumda. Bienlin a na sergi si Linnahall'da. Onlarca yıldır boş duran bu anıtsal modernist yapı, küratörler için mekân olmanın ötesinde serginin çıkış noktası olmuş .
Bilirsiniz atıl mimari yapıları y enilemek çok pahalı bulunuyor, yıkmak da öyle. Kararın ertelenmesi ise maddi ve kültürel bedeli her gün büyütüyor. Estonya Mimarlık Merkezi'nin direktörü Kristiina Reidolv açılışta bunu şöyle özetledi: Bu yapının kendisi, 'Ne kadar?' sorusuna en iyi yanıtı veriyor. Küratörler Sirp'teki söyleşide konuya daha da somut yaklaşmışlar .
Fischer başlıca dertlerden birinin akan çatı olduğunu, sergide damlayan yerlerin altına kova konduğunu, onarımın ise yaklaşık 2. 5 milyon Avro tutacağını anlatıyor. Bu satırları okurken ilk Tasarım Bienali için kullanmak istediğimiz ve o günlerde atıl halde duran Haliç Tersane’nin akan çatısını ve çıkan maliyet nedeniyle mekânı kullanamayışımızı hatırlıyorum.
Puhkan ’a göre Linnahall serginin en büyük eseri, bir yapıya nasıl davranılmayacağının göstergesi gibi : Kültür öylece yıkılamaz d iyor. Ziyaretçi ler yeniden açılan özgün ana girişten giriyor, önce Excel mimarlığının* eleştirisiyle karşılaşıyor, yapının içine ilerledikçe mimari yanıtlara ulaşıyor. DENEYİMLE BAĞ KURAN İŞLER İşlerin en etkilileri, soruyu insanın gündelik deneyi mi ile bağ kurabilenler.
Avusturyalı asphalt kolektifi A Roll of Marble ” (Bir Rulo Mermer) isimli işlerinde gözün inandığı, elin şüphe ettiği yüzeylere bakıyor: Basılan, yapıştırılan, rulo halinde mermer bu . Değerin artık üretilmediğini, yalnızca yüzeye yapışırıldığını söylüyor ve ekliyor: İkna olmadım.
İsveçli Secretary, Lost Hallway(Kayıp Koridor) işinde evin hesapta fazlalık sayılan ara mekânını iyi yaşamın simgesi olarak öneriyor: Gösterişli ama karşılanabilir bir cömertlik bulunduğunu söylüyor bu mekânın . Tõnis Savi'nin işinin ismi ise başlı başına bir tez gibi : There Is Always a Bill (Her Zaman Bir Fatura Vardır). Sokağa harcanan veya harcanmayan paranın faturasının kime kesildiğini araştırıyor.
İsviçreli baubüro in situ, bir ofis katını konuta çevirirken gömülü emisyonu 65 ton CO2 eşdeğeri, yani yüzde 43 azalttığını bildiriyor. HouseEurope!' un Sleeping Giants (Uyuyan Devler) filmi Brüksel'de yaklaşık bir milyon metrekare boş ofis bulunduğunu bizlere hatırlatıyor. Açılış haftasındaki Sounds Expensive sempozyumu düşük ilk maliyet lerin gerçek maliyeti azaltmayıp yalnızca ertelediği durumları masaya yatırdı .
Estonya Mimarlık Müzesi'nin önünde Budget Bougie yarışmasını kazanan Aru Ma- Architects'in Resonance pavyonu yer alıyor ; müzede ise Avrupa'dan mimarlık öğrencilerinin Capital-A Affordable Architecture isimli sergisi var. MEKÂNLA ÖZDEŞLEŞEN TEZ Bienalin gücü, tezini bir ana etkinlik mekânı olan bina ile özdeşleştirmiş olmasında saklı . Zaafı da kendi metninde yer alıyor.
Sergi tek bir yanıt vermediğini söylüyor ama bienal rota sı , düşünceli tasarımın maliyet verimliliği talebiyle bağdaşabildiğini gösteren işlerle, başladığı noktaya dönerek kurgulanmış . Excel tablosunu sorun ilan edip tabloyu da memnun eden örneklerle bitirmek, baştaki eleştiriyi biraz zayıflatıyor. Kanımca bunca önemli bir yara biraz daha derinlerinden irdelenmeli, hemen mutlu sona bağlanmamalıydı.
Puhkan da bunun farkında olsa gerek ki röportajında bu başlıkla kendilerine nasıl bir çukur kazdıklarını anlamaya başladığını, asıl iyi mekânı konuşmak istediklerini söylüyor. Bienalden akılda kalanlardan biri şu: Fiyat bağlama göre değişir, bir Avro öteki Avro’ya eşit değildir. Bienal, nerede ise tekdüzeleşen Avrupa sergileri arasında güçlü bir nefes gibi. Küratöryel sergi 30 Kasım'a dek Linnahall'da gezilebilir.
Meraklıları için 9 Ekim-27 Kasım arasında küratör eşliğinde turlar var. Capital-A sergisi de 30 Kasım'a dek açık. Resonance pavyonu 10 Eylül 2027'ye dek yerinde kalacak . From Void to Value sergisi 16 Ekim-12 Kasım arasında Tammsaare Parkı'nda izlenebilecek. * Mimarlık ve inşaat sektöründe çalışanların kendi aralarında kullandıkları bir yakıştırma.
Linnahall’daki sergi; atıl yapıların geleceğini, dönüşüm projelerini, konut politikalarını ve düşük ilk maliyetlerin ertelenen sonuçlarını mimarlık üzerinden ele alıyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika