Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Füzyon enerjisi uzun yıllardır insanlığın en büyük enerji hedeflerinden biri olarak görülüyor. Güneşin enerji üretme yöntemini taklit etmeyi amaçlayan bu teknoloji, teorik olarak çok yüksek miktarda enerjiyi düşük karbon salımıyla üretme potansiyeline sahip.
Ancak füzyon araştırmalarında elde edilen son gelişmeler, teknolojinin yalnızca enerji sektöründe değil, savunma alanında da yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. US backs key fusion plant design built for decades of continuous power | Aman Tripathi, Interesting EngineeringThis government approval concludes the first 18-month cycle of Xcimer’s participation in the federal Milestone-Based Fusion Development Program.
The US Department of… pic. twitter. com/uYojxuuCx7— Owen Gregorian (@OwenGregorian) June 12, 2026HEDEFTE İHA’LAR VE FÜZELER VARBu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri, ABD merkezli Xcimer Energy ile savunma ve havacılık şirketi RTX arasındaki yeni iş birliği oldu. Şirketler, yüksek güçlü darbeli lazerlerin geliştirilmesi amacıyla yaklaşık 50 milyon dolar değerinde bir anlaşma üzerinde çalışıyor.
Anlaşma kapsamında RTX’in Xcimer’a yatırım yapması da bulunuyor. Hedef ise oldukça net: Düşük maliyetli insansız hava araçlarından füzelere kadar farklı hava tehditlerini etkisiz hale getirebilecek, yüksek güçlü ve taşınabilir bir lazer sistemi geliştirmek. Xcimer ve RTX'in üzerinde çalıştığı sistem, yaklaşık bir nakliye konteyneri büyüklüğünde olacak.
Karadan başka bir noktaya taşınabilmesi planlanan sistem, darbeli ultraviyole lazer kullanacak. Şirketler, prototip sistemin ilk gösterimini yaklaşık iki yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyor. ‘SONSUZ MÜHİMMAT DERİNLİĞİ’Sistemin en önemli özelliklerinden biri ise geleneksel füze savunma sistemlerinden farklı bir çalışma mantığına sahip olması.
Bir füzenin veya başka bir mühimmatın ateşlenmesi, her kullanımda yeni bir mühimmatın tüketilmesi anlamına gelirken lazer sistemi elektrik kullanarak çalışıyor. Great to see Xcimer turn this laser on. Innovation in other fields is coming into fusion and allowing people to do things we didn't think were possible.
Also, this is an example of a step-by-step tech development roadmap that puts the biggest risks up front then knocks them out…— Bob Mumgaard (@BobMumgaard) June 11, 2025RTX’in baş teknoloji sorumlusu Juan de Bedout, Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada bu özelliği ‘sonsuz mühimmat derinliği’ olarak tanımladı. Başka bir ifadeyle sistem, yeterli elektrik bulunduğu sürece tekrar tekrar kullanılabilecek.
Bu durum özellikle son yıllarda savaş alanlarında sayıları hızla artan düşük maliyetli insansız hava araçlarına karşı önemli bir avantaj sağlayabilir. Çünkü nispeten ucuz bir dronu etkisiz hale getirmek için çok daha pahalı bir savunma füzesinin kullanılması, savunma bütçeleri açısından ciddi bir sorun oluşturuyor.
TEKNOLOJİNİN KÖKLERİ ‘SOĞUK SAVAŞ’A UZANIYORBugün yeniden gündeme gelen fikir aslında tamamen yeni değil. Xcimer’in üzerinde çalıştığı teknolojinin kökleri, Soğuk Savaş dönemindeki yüksek güçlü lazer araştırmalarına kadar uzanıyor.
1980’li yıllarda ABD Savunma Bakanlığı ve ulusal laboratuvarlarda görev yapan araştırmacılar, dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan tarafından ‘Yıldız Savaşları’ olarak adlandırılan Stratejik Savunma Girişimi kapsamında yüksek güçlü lazerler üzerinde çalışıyordu. Bu araştırmaların önemli amaçlarından biri, kıtalararası balistik füzeler gibi tehditleri havada etkisiz hale getirebilecek sistemler geliştirmekti.
O dönemde araştırmacılar, gaz temelli eksimer lazerlerin çok yüksek güç seviyelerine çıkarılması üzerinde çalıştı. Ancak Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte bu tür projelere yönelik ilgi ve finansman önemli ölçüde azaldı. Program 1990’ların başında sonlandırılırken eksimer lazer teknolojisi tamamen ortadan kalkmadı. Bu teknoloji günümüzde özellikle yarı iletken üretiminde kullanılmaya devam ediyor.
Buna karşılık ABD’nin enerji üretimi ve nükleer silah stokunun güvenli şekilde yönetilmesi amacıyla yürüttüğü lazer füzyonu çalışmaları zaman içinde farklı lazer teknolojilerine yöneldi. Xcimer’in kurucuları ise yıllar sonra eski araştırmaları yeniden inceleyerek bu yaklaşımın yeniden değerlendirilebileceği sonucuna ulaştı.
XCIMER’A 200 MİLYON DOLARLIK YATIRIMKısa sürede önemli yatırımcıların desteğini alan Xcimer, bugüne kadar yaklaşık 200 milyon dolar yatırım topladı. Şirketin yatırımcıları arasında Microsoft'un kurucusu Bill Gates’in desteklediği Breakthrough Energy Ventures ile Laurene Powell Jobs tarafından kurulan Emerson Collective de bulunuyor.
ABD Enerji Bakanlığı da füzyon teknolojisinin geliştirilmesini desteklemeyi amaçlayan bir program kapsamında Xcimer’a 9 milyon dolarlık ödül verdi. Bu yatırımlar şirketin nihai hedefi olan ticari füzyon enerji santraline ulaşma çalışmalarını finanse ederken, RTX ile yapılan savunma anlaşması Xcimer’a daha kısa vadede gelir elde edebileceği yeni bir alan açıyor.
Şirketin CEO'su ve baş bilim sorumlusu Conner Galloway, RTX ile yürütülen silah çalışmalarının Xcimer’in 2035 yılına kadar ticari bir füzyon enerji santrali kurma hedefini tamamlayabileceğini ifade ediyor. Bu nokta, füzyon sektöründeki girişimler açısından özellikle önemli. Çünkü ticari ölçekte füzyon enerjisi üretmek için gereken sistemlerin geliştirilmesi son derece maliyetli ve uzun soluklu bir süreç.
Savunma alanındaki lazer teknolojilerinden elde edilecek gelir ise şirketin enerji çalışmalarını destekleyebilir. İLK GÖSTERİM İÇİN İKİ YILLIK HEDEFYaklaşık 50 milyon dolarlık anlaşmayla başlayan ortak çalışmanın kısa vadeli hedefi, taşınabilir bir prototip ortaya çıkarmak. Yaklaşık bir nakliye konteyneri büyüklüğündeki sistemin sahada farklı noktalara taşınabilmesi planlanıyor.
İlk gösterimin ise iki yıl içerisinde yapılması hedefleniyor. Eğer proje başarılı olursa, Xcimer’in füzyon enerjisi için geliştirdiği lazer teknolojisi aynı zamanda yeni nesil hava savunma sistemlerinin temel bileşenlerinden biri haline gelebilir. Bu durum füzyon araştırmalarında da önemli bir değişime işaret ediyor.
Yıllardır geleceğin temiz enerji kaynağı olarak görülen füzyon teknolojisi, artık yalnızca elektrik üretme potansiyeliyle değil, savunma sanayisinde kullanılabilecek yüksek güçlü lazerlerin geliştirilmesi açısından da yakından takip ediliyor.
Ancak bu projeyi asıl dikkat çekici yapan, kullandığı teknoloji kadar vaat ettiği sonuç.
Kaynak: Hürriyet