ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Gündem
  3. Emre Altuğ’dan 70 yıllık Türk pop hafızası: 'Bir Pop Masalı' ile sahnede yeni bir soluk
Gündem

Emre Altuğ’dan 70 yıllık Türk pop hafızası: 'Bir Pop Masalı' ile sahnede yeni bir soluk

Emre Altuğ, “Bir Pop Masalı”nda Türk popunun 70 yıllık hafızasını, kuşakları buluşturan şarkılar ve onların bilinmeyen hikâyeleriyle yeniden anlatıyor.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 18 Ekim 2026 11:09·Güncelleme: 18 Ekim 2026 11:36·7 dk okumaBu haber 824 kez okundu
Emre Altuğ’dan 70 yıllık Türk pop hafızası: 'Bir Pop Masalı' ile sahnede yeni bir soluk
Emre Altuğ’dan 70 yıllık Türk pop hafızası: 'Bir Pop Masalı' ile sahnede yeni bir soluk
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

Bir şarkının hikâyesini öğrenmek, yıllardır ezbere bildiğimiz sözlere ve melodilere bakışımızı değiştirebilir. Emre Altuğ, “Bir Pop Masalı” projesinde Türk pop müziğinin 70 yıllık hafızasını, kuşaklar boyunca bize eşlik eden şarkıların ardındaki öykülerle yeniden keşfe çıkıyor. Uyarlama şarkılardan günümüze uzanan bu yolculuk, müziğin değişen dönemlerle ve toplumsal hafızayla kurduğu ilişkiyi de görünür kılıyor. Altuğ’la projenin ortaya çıkışını, şarkıların bilinmeyen hikâyelerini, farklı kuşakları buluşturan duyguları ve oyunculukla müziği bir araya getiren sanat anlayışını konuştuk.

- “Bir Pop Masalı”nda yalnızca şarkıları söylemiyor, onların hikâyelerini de anlatıyorsunuz. Bir şarkının hikâyesini bilmek, o şarkıyı söyleme ve dinleme biçiminizi değiştiriyor mu?

Image
Image

Bu meseleye aslında yaşanmışlıktan yola çıkarak yanıt vermek lazım. Biz bu işin başında aranjman şarkılarından oluşan bir konser tasarlamıştık. Aranjman şarkıları araştırırken hangileri ne zaman yazılmış, o dönemde ne olmuş, yabancı orijinalleri nasıl yazılmış, buraya adapte edilirken neler olmuş diye bakarken hiç bilmediğimiz hikâyeler çıktı karşımıza. Bu hikâyelerden o kadar etkilendik ki bunları bilmeye dinleyicilerin de hakkının olduğunu düşündük. Çocukluğumdan beri bildiğim, gördüğüm, tanık olduğum bu şarkılar Türk pop müziğine fayda mı sağladı yoksa zarar mı verdi sorusunu da bunun içine katmaya karar verdim. Çünkü gördüm ki bu şarkılar dönemin ruhuna ve konjonktürüne uygun yazıldığı takdirde sözleri artık bizim şarkılarımız oluyor. Melodi evrensel oluyor, üzerine yazılan sözler dönemin ruhuna uygunsa o şarkı artık o ülkenin şarkısı oluyor. Dolayısıyla sorunun yanıtı: Evet. Ben bile bu hikâyeleri öğrendikten sonra o şarkıları algılayışım, içselleştirişim ve dinleyiciye sunuşum değişti. Hemen bir örnek vereyim. Ben “Sessiz Gemi”nin sözlerinin Yahya Kemal tarafından yazıldığını biliyordum ama ölüm için yazılmış bir eser olduğunu zannediyordum. Halbuki ölümle özdeşleştirilmiş bir ayrılığa yazılmış bir şiirdi. Bir şiirin yıllar sonra bu kadar onunla bütünleşen bir melodiyle buluşması kolay kolay olabilecek bir şey değildir. Bence bu şarkıyı bizden yapan bu buluşmadır.

- 70 yıllık Türk pop hafızasından bir repertuvar oluşturmak, doğal olarak çok farklı dönemleri ve müzikal anlayışları yan yana getiriyor. Şarkıları seçerken sizin için belirleyici olan neydi?

Bunu iki kategoriye ayırmak lazım. Birincisi şarkıların seçimi. En önem verdiğim şey, hem orijinal hem de Türkçe versiyonların yayımlandıkları ülkelerde ses getirmiş olmasıydı. Çünkü bu sözle melodinin doğru buluştuğunu, dışarıdaki başarının Türkiye’de de tekrarlandığını gösteriyordu. Bir diğer kriter de günümüze kadar gelen, çıktığı dönemde başarı yakalayıp sonrasında unutulmayan şarkılar olmasıydı. İkinci mesele hikâye örgüsüydü. Bu içinde dramaturjisi de olan, anlatılı bir gösteri. Sahnede canlandırma olmasa da anlattığım hikâyelerde yaşamış kahramanlar var. Türkiye’nin geçmişinden günümüze neler olduğunu, nasıl duygular yaşandığını ve ne tepkiler verildiğini anlatması açısından bu kurguya uyacak şarkılar seçtik. Aslında 750 Türkçe, 750 yabancı, toplam 1500 şarkı dinledik, 22’ye indirmek kolay olmadı. İlk aşamada 45-50’ye kadar inebildik. Önemli çatışmalardan biri aranjman şarkılarının Türk pop müziğine faydalı mı, zararlı mı olduğu. Bir diğeri Türkiye’deki alaturka ve alafranga çatışması. Alaturkacılar ve alafrangacılar bu iki anlayışın birbirine karışmasını istemiyordu. Ancak sonra görüldü ki aslında en doğrusu bu ikisinin bir araya gelmesi.

- Türk popunun farklı kuşaklarını aynı gecede buluşturmak projenin önemli taraflarından biri. Sizce farklı kuşakların aynı şarkılarda buluşmasını sağlayan şey tam olarak ne?

Kesinlikle doğru bir saptama. Aslında 5-6 kuşağı bu gösteride buluşturmaktı hedefim. Türk pop müziği 60’larda adaptasyon şarkılarla doğdu. O dönemde özgün pop şarkısı neredeyse yoktu. Ben ağız alışkanlığıyla aranjman diyorum ama bütün dünyadaki adı adaptasyon, uyarlama. Her dönem yapılmış uyarlamaları gösteriye katmaya çalıştım. Bence buluşmayı sağlayan şey insanın duygularının değişmemesi. Neredeyse tepkiler de aynı. Sadece dönemin konuşma diline ve koşullarına uygun şekilde ifade edilmişler. Bu şarkıların günümüze kadar gelmesi de sözlerinin gücünü gösteriyor. Gösteride ilk adaptasyon şarkılardan son örneklere kadar uzanıyoruz. Mesela benim yaptığım “Su Gibisin” bir Yunan şarkısı, üzerine biz söz yazdık. Athena’nın yorumladığı “Kendi Yolunda” da aslında Fransızca “Comme d'habitude” şarkısına dayanıyor. “My Way” adıyla Frank Sinatra ve Elvis Presley tarafından söylendi. İspanyolca versiyonu “Mi Manera” da çok sevildi. Doğru sözler yazıldığında bir şarkının farklı ülkelerde nasıl karşılık bulabildiğini görüyoruz. Ben de bunu göstermek istedim. İzleyicilerimizin birçok jenerasyondan oluşması, doğru bir uygulama yaptığımızın göstergesi.

- Proje için koro, dans ekibi ve özel sahne tasarımıyla çok daha kapsamlı bir prodüksiyon kuruluyor. Bu ölçekte bir gösteride, şarkıcı olmakla anlatıcı olmak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Her şarkıcı anlatıcı olamıyor, her anlatıcı da şarkıcı olamıyor. Ancak ben her ikisini de meslek olarak yıllardır yaptığım için bu bende bir endişe yaratmadı. Gönülden bağlı olduğum iki mesleğimi, oyunculuk ve şarkıcılığımı sahnede buluşturmuş oldum. “Zorlanıyor musunuz?” derseniz, bazen su içmeyi unutuyorum ve o zaman zorlanıyorum. Hatta bu yüzden dilimin dönmediği komik anlar yaşadığımız oldu. Ama son derece keyifle sunduğum bir gösteri. Asıl dengeyi dinleyici açısından düşündüm. Her şarkının hikâyesini anlatmaya kalksaydım bu dinleyiciyi yorardı. Onun için zaman zaman üç şarkıyı arka arkaya sadece şarkı olarak söylüyorum. Ama onları da sonra bir hikâyenin içinde buluşturuyorum. Özellikle Fikret Şeneş'in feminist marş haline gelmiş şarkılarından bazılarını kadın korosuyla seslendirmemizin bir mesajı var. Bazı anlarda susup sadece şarkı söyleyerek, bazı anlarda da güçlü hikâyeleri anlatarak seyircinin yorulmadan gösteriyi izlemesini sağlamaya çalışıyorum.

- Peki sizce bugün geleceğin hafızasına girecek şarkılar üretebiliyor muyuz?

Gösteriden birkaç cümleyle cevap vereyim. Hayatımızın her alanı Doğu ve Batı’dan etkilenirken müziğimizin etkilenmemesi mümkün mü? Sonuçta esas olan karakterli bir şehir müziğine varmak. Bunu da kalıcı eserler belirleyecek. Yani dinleyici belirleyecek. Bu sorunuzun yanıtını size 15 sene sonra verebilirim.

- Sizin için sahne eğitimi konservatuvarda mı başladı yoksa birlikte çalıştığınız sanatçılarla mı devam etti?

Ben 15 yaşındayken okulda hem gitar hem tiyatro bölümüne girmiş tek öğrenciydim. Ondan sonra hayatım hep öyle geçti. Tiyatroyu barlarda gitar çalıp şarkı söyleyerek kazandığım parayla okudum. Aynı dönemde hem tiyatro okuyordum hem de şarkıcılık yapıyordum. Dormen Tiyatrosu'nda bir oyunda oynarken Sezen Aksu, Levent Yüksel ve Sertab Erener'e vokal yapıyordum. Birçok hikâye iç içe yaşanmış. Dolayısıyla bunu benim ayırabilmem mümkün değil. İki işimde de hem sahnede hem okullarda aldığım eğitimler iç içeydi. Hepsinin katkısı olmuştur.

- Bir pop masalını Moskova'da ilk kez sahnelediniz. Türk pop müziğinin hikâyelerini ve şarkılarını Türkiye dışındaki bir izleyiciye anlatmak nasıl bir deneyimdi?

Rusya'da çok seviliyorum fakat “Bir Pop Masalı”na bir istek geleceği hiç aklıma gelmezdi. Çünkü tamamıyla Türkiye'nin 70 yıllık geçmişini ilgilendiren hikâyeler ve Türkçe bir anlatım söz konusu. Bir tereddüt yaşamadım desem doğru olmaz. Ancak o kadar istekli bir davetti ki ben de gösteriyi oraya nasıl uyarlarım diye ekstra bir çalışmaya girdim. Önce gösterimizde kullandığımız Rus kökenli şarkıların Rusya'daki hikâyelerini bulup Türkiye'ye bağladım. Sonrasında Türkiye'deki kahramanların Rusya'daki karşılıklarını buldum. Böylece bestecilerin, söz yazarlarının ve sanatçıların konumları onların kafasında da belirginleşti. Türkçe anlattığım bütün metinleri Rusçaya çevirip arkamızdaki LED ekranda yayımladık. Çok ilgi gördü, çok sevildi, beni de çok mutlu etti. O zaman insan düşünmeye başlıyor: Burada bu kadar Türk yokken bu gösteriyi yapabiliyorsak İngiltere, Almanya gibi ülkelerde neden yapılmasın? Avrupa için çalışmalarımızı başlattık. Tabii bütçelendirme çok önemli çünkü Türkiye'de bile sergilenmesi kolay bir gösteri değil. Sahne üstünde 70, sahne arkasında 115-120 kişiye varan bir kalabalıkla çalışıyoruz. Rusya'daki gösterimizde dansçıları, koroyu, yaylı ve nefesli gruplarını oradan aldık. Hepsi Rus'tu ama buradaki ekibimizin yaptığı her şeyi eksiksiz şekilde yapmayı başardılar. Avrupa'da da bunu başarabilir, maliyetlerimizi biraz aşağı çekebilirsek yalnız Türklerin değil, orada yaşayan herkesin bu gösteriyi görmesi gerektiğini düşünüyorum.

- Bir sanatçı olarak yıllardır sahnedesiniz. Peki bu projede sizi hala heyecanlandıran, hatta yeniden müzisyen olduğunuzu hissettiren şey ne?

Bu gösteriyi sadece müzikal olarak değerlendirmemek lazım. Dansından ışığına, LED ekranında yarattığımız dünyadan hikâyelerine, seçtiğimiz şarkılardan sahne performansına kadar her aşamasında olduğum için heyecanım çok büyük. Ben izleseydim çok etkileneceğim bir gösteri olduğunu düşünüyorum. İzleyicilerin de heyecanlanacağını düşünmek beni çok heyecanlandırıyor. Bir de ekibimize katılan nefesliler, yaylılar, koro ve müzik direktörümüz Tolga Kılıç'ın düzenlemeleri var. Tolga Kılıç'la ortak kararımız, şarkıların orijinal düzenlemelerine sadık kalmaktı. Yeni aranjeler yapmadık, şarkıların zamanında yapıldığı hâllerini baz alarak orkestrasyonu büyüttük. Yeni bir bakış açısı getirmek yerine biraz modernleştirdik. Şarkıların birçoğu benim de geçmişimde olan şarkılar. Yaşımın yetmediği dönemlere ait olanlar da gençliğimde vardı, şimdi de var. Onları seslendirmek insana hem sorumluluk hem heyecan katıyor. Üstelik çok güzel seslendirilmiş şarkılar bunlar. Ajda Pekkan'ın mükemmel seslendirdiği şarkıları söylemek bir şarkıcı olarak meydan okuma. Seyirciden ve müzisyen arkadaşlarımdan gelen güzel tepkiler beni hâlâ heyecanlandırıyor. Çünkü zor bir işin altından başarıyla kalkmış hissediyorum kendimi.

- Gün içinde veya zor bir dönemde kendinizi dengelemek veya daha iyi hissetmek için düzenli yaptığınız bir pratik var mı?

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

12:30

Yüksekova’da soba fiyatları 15 bin liraya çıkarken yurttaşın ısınma kaygısı büyüyor

12:29

Halk TV'ye kayyım atanmasının ardından Cafer Mahiroğlu'ndan açık çağrı: 10 soruya yanıt istedi

12:09

İstanbul'da sele kapılan 3 kişi aranıyor

12:08

Şamil Tayyar 'çok özel' diyerek açıkladı: Saray'a sunulan ankette AKP'ye kötü haber!

12:07

Atıklar, baraj gölü kıyısına aktı

11:53

Sembolik dil, insanlara daha karmaşık aldatma yolları sunuyor

11:31

PinkLine, meme kanseri sürecinde 4 binden fazla kadına destek sundu

Teoman'ın kızı Zeyno büyüdüGündem18 Eki 09:05

Teoman'ın kızı Zeyno büyüdü

Teoman, Ayşe Kaya ile evliliğinden olan 13 yaşındaki kızı Zeyno ile önceki gün Akmerkez’de alışveriş turunda görüntülendi.
Tartıştığı Muratcan'ı pompalıyla kovaladı, öldürdü!Gündem18 Eki 08:33

Eskişehir’de Abdülkadir Çelik, Muratcan Altun’u pompalı tüfekle öldürdü

Eskişehir’in Odunpazarı ilçesinde Abdülkadir Çelik, tartıştığı Muratcan Altun’u sokakta pompalı tüfekle kovalayıp vurdu. Göğsünden ağır yaralanan Altun, sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen ambulansta yaşamını yitirdi; Çelik ise olayın ardından evinde gözaltına alındı.
Dil ile illüzyonGündem18 Eki 11:53

Sembolik dil, insanlara daha karmaşık aldatma yolları sunuyor

Kandırma davranışı hayvanlarda da görülse de insanın sembolik dili, yalanı daha karmaşık ve incelikli biçimlerde kurmasına olanak tanıyor. Kelime oyunları, gizli gündemler, tarihsel anlatılar ve tutulmayan kişisel sözler, dilin gerçeği aktarmanın yanı sıra onu perdelemek için de kullanılabildiğini gösteriyor.
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziKünyeYayın İlkeleriDüzeltme Politikası

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaKünyeYayın İlkeleri