Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Türkiye’yi daha önce Avrupa Birliği ve Dünya Ticaret Örgütü nezdinde en üst düzeyde, büyükelçi olarak temsil eden Selim Kuneralp, AB’nin Made in EU (AB menşei) ortaklık planı ve bunun Türkiye’ye getirebilecekleri ile ilgili Cumhuriyet’e konuştu. NEDİR, NEDEN ORTAYA ÇIKTI? Kuneralp, henüz hayata geçmemiş, taslak halde bulunan yönetmeliğin Çin’e karşı tasarlandığını vurguladı.
Kuneralp, “Avrupa, Çin'le ticaretinde, özellikle elektrikli araçlar ve güneş enerjili araçlarda muazzam bir açık veriyor. Fransa'nın ve Almanya'nın elektrikli araç sanayileri Çin sanayisi ile rekabet edemiyor. Rekabet edemediği zaman kendisini gümrük duvarları veya eşdeğer enstrümanlarla korumaya çalışıyor. Yapılmakta olan bu. Koruma duvarları yükseliyor” dedi.
Çin’in bunu aşmak için bazı çabaları olduğunu ifade eden Kuneralp, “Üretimlerini İspanya, Macaristan gibi ülkelere kaydırmaya çalışıyorlar. Fakat orada da menşe kuralları devreye giriyor. AB, Çin’e, ‘Montajı tek başına kabul etmeyiz’ diyor. Kullanılan girdinin yüzde 70’inin de AB kökenli olmasını istiyor. Bu da Çin’i zorluyor” diye konuştu.
TÜRKİYE’Yİ DE İLGİLENDİRİYOR Koruma duvarları yalnızca elektrikli araçlara değil, çelik, çimento, alüminyum ve kimya gibi enerji yoğun sektörlerle birlikte otomobil ve otomotiv parçaları üretimine de geliyor. Mesele bu yönüyle Türkiye’yi de ilgilendiriyor, zira, Türkiye’nin otomotiv ihracatının yüzde 73’ü AB’ye gerçekleşiyor. Otomotiv üreticileri tedirgin.
İKİ ENGEL Selim Kuneralp, burada, Türkiye’nin Made in EU’ya dahil olmasına engel iki noktaya atıf yapıyor. İlki, 1995 Gümrük Birliği anlaşması ve 2004 yılında yaşanan gelişmeler. 2004’te Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerinin başlamasıyla Türkiye’nin verdiği taahhütleri anımsatan Kuneralp, “Dönemin devlet bakanı Beşir Atalay’a ‘Türkiye AB ülkeleri arasında ayrımcılık yapmayacaktır.
Biz Gümrük Birliği’ni Kıbrıs'a da uygulayacağız’ şeklinde bir mektup imzalatıldı. Fakat daha sonra bundan cayıldı. Rum bandıralı gemiler Türk limanlarına giremiyor. AB de buna işaret ederek, ‘Bizim pazarlarımıza girmek istiyorsan sen de kendi pazarını bize aç’ diyor” sözlerini sarf etti. Kuneralp ikinci olarak ise, AB’nin 2025 Türkiye raporuna atıf yaptı.
Belgede, “Kamu-özel sektör ortaklıkları yoluyla gerçekleştirilen büyük altyapı projeleri sıklıkla kamu alımları kurallarından muaf tutulmaktadır. AB müktesebatıyla uyumlu olmayan istisnalar 2024'te artmaya devam etmiştir; bu durum kamu alımları kurallarının kapsamını daraltmaktadır.
Mevzuat, ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarının belirli mal ve hizmetleri Devlet Malzeme Ofisinden almasını zorunlu kılarak Türkiye'nin istisna kapsamını daha fazla genişletmesine imkân tanımaktadır. Sektöre özgü kanunlar şeffaflığı kısıtlamaya devam etmektedir” sözleri yer almıştı. Kuneralp bu durumun paydaş olmayı engellediğini ifade etti.
‘RADİKAL BİR DEĞİŞİKLİK OLMADIKÇA…’ Selim Kuneralp, Fransa ile Almanya’nın Made in EU’yu daha sınırlı kapsamda tutmaya yönelik anlaşmasının da Türkiye için iyi haber olmadığına işaret etti. Kuneralp, sözlerini, “Türkiye’nin Avrupa Birliği politikasında radikal bir değişiklik değişikliği olmadığı takdirde Made in EU konusunda işlerin iyi gideceğine ihtimal vermiyorum” şeklinde tamamladı.
Kuneralp, Türkiye’nin plana ortaklığını Kıbrıs konusunun ve kamu alımlarındaki mevzuat uyumsuzluğunun engellediğini söyleyerek, "Bu politikalarda radikal bir değişiklik olmadıkça işlerin iyi gideceğine ihtimal vermiyorum” dedi.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika