Haber detayı
Haberin ayrıntıları
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu , eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı 'ya hakaret ettiği iddiasıyla Silivri'de hâkim karşısına çıktı. Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu , İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve YENİ Parti İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer duruşmayı takip etmek üzere Silivri’ye geldi. 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASI VE SİYASİ YASAK KARARI!
Mütalaanın ardından “suçun sabit olduğu” gerekçesiyle Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 1 ay hapis cezası ve siyasi yasak verildi. İmamoğlu salondan ayrılırken Atanmış hakimler benim hakkımda karar veremez. Bu karar yok hükmündedir. Moralinizi yüksek tutun dedi. 13. 10 | İSTENEN CEZA BELLİ OLDU Cumhuriyet savcısından esasa ilişkin mütalaası soruldu.
Duruşma savcısı mütalaasında İmamoğlu’nun 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. İmamoğlu mütalaanın ardından, “Ne böyle bir mütalaa olur ne böyle bir iddianame olur. Bu mahkemenin bile burada kurulu olması skandaldır bu mütalaa da mesnetsizdir. Türk yargısı adına hakim konumundasınız yüze Türk milleti adına karar vereceksiniz dilerim ve umarım ki bu kararı verebilirsiniz” dedi. 12.
30 | AVUKATLARINDAN BERAAT TALEBİ İmamoğlu’nun savunmasının ardından avukatları Kemal Polat ve Nusret Yılmaz beyanlarda bulundu. Avukatlar, İmamoğlu’nun açılış sırasında Şadi Yazıcı ’ya yönelik tepkileri dindirmeye uğraştığını, Yazıcı alandan ayrıldıktan sonra İmamoğlu’nun konuşması sırasında kullandığı ifadelerin farklı bağlamlarda ve farklı öznelere yönelik olduğunu savundu ve beraat kararı verilmesini talep etti.
11. 55 | İMAMOĞLU'NUN SAVUNMASI SONA ERDİ İmamoğlu savunmasını şu ifadelerle sonlandırdı: “Sayın Yargıç, ben 6 yıldır her türlü yargı baskısına, hukuksuzluğa, hatta 6 yıldır da değil, ta 2014'ten bu yana 12 yıldır her türlü yargı baskısına, hukuksuzluğa ve masumiyet karinesini hiçe sayan saldırılara maruz bırakıldım. Ama bir gün bile nezaketi elden bırakmadım.
Çünkü bu ülkede söylediğim her sözün, inanın bu hassasiyetle konuşurum, söylediğim her sözün bir evde bir çocuğun kulağına gittiğini, bir gencin yüreğine, bir annenin duasına, bir babanın umuduna değdiğini biliyorum. Bu milletin beni dinlediğini, izlediğini ve sözlerimden bir anlam çıkardığını biliyorum. Bu yüzden öfkeyle değil, vicdanla konuşuyorum. Bu yüzden ben nefretle değil, sevgiyle konuşuyorum.
Bu yüzden ayrıştıranların değil, birleştirenlerin, bir ve birlikte olmanın dilini kullanıyorum.
Allah, bu memleketi halkını sevmeyenlerden, insanları birbirine düşürenlerden, milleti kutuplaştıranlardan, taraf olmazsan bertaraf olursun diyenlerden, tarafını seç diyenlerden, korkutarak transfer yapanlardan, hapse atarak milli iradeyi gasp edenlerden, farklı düşüneni düşman görenlerden, muhaliflerini susturmaya çalışanlardan korusun. Bakın, ben buraya Silivri'den 12 metrekarelik hücremden çıkıp geldim.
Bu salondan çıkınca yine o hücreye döneceğim. İnanın ben sevgi dolu kalbimle, milletimin duasıyla ve desteğiyle 12 metrekareye, 87 milyon ile sığıyorum. Kalbinde nefreti, öfkeyi besleyen zihniyet ise bırakın 1150 odalı sarayına sığmayı, 87 milyon ile koca vatanımızda bile buluşamaz ve sığamaz. Cennet vatanımız bile bu zihniyeti taşıyanlara zindan gelir.
Umuyor ve diliyorum ki; insanların, rakiplerin birbirleriyle savcılık koridorlarında değil, milletin huzurunda yarıştığı bir Türkiye'yi var ederiz. Mücadelemiz bu yöndedir. Bu absürt, anlamsız ve gereksiz bir davayı en hızlı şekilde sonuçlandırmanızı ve bu davayı aziz milletimizin gündeminden çıkartmanızı, bir an önce sonuçlandırmanızı size öneriyorum.”
35 | İDDİA MAKAMLARININ BENİ BU ŞEKİLDE HEDEF ALMASINDAN UTANÇ DUYUYORUM İmamoğlu şikayetçi Şadi Yazıcı hakkında ise şunları söyledi: “Kendisinin bu tavrına hiç şaşırmadım. Şikayetçinin Tuzla Belediye Başkanlığı süresince odağında ben vardım. Belli ki kendisine siyasi bir hedef koymuş.
O siyasi hedef doğrultusunda bulunduğu sistem gereği bir kişiye yaranmak adına, sistemin başında olan o bir kişiye, Ankara'ya yaranmak adına; YouTube kanalında, katıldığı programlarda, sosyal medyada özel çalışmalarla çok kez kendisinin beni hedef aldığı geçmiş kayıtlarda ortadadır. Nezaketsiz söylemlerden, iftiralardan da hiç kaçınmadı. Açıkçası hayli kaba idi. Ama ben yine de kendisini hiçbir zaman muhatap almadım.
Bugüne kadar tek bir cevabım dahi olmamıştır. Şikayetçinin olay günü kışkırtıcı ve nezaketsiz tutumuna karşı gösterdiğim yatıştırıcı tavır, iddianamede tam tersi bir şekilde halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve hakaret gibi gösterilmeye —ben bu tariflere alıştım— büyük üzüntüyle ifade ediyorum, alıştım, utanç duyuyorum. İddia makamlarının bu şekilde beni hedef almasından utanç duyuyorum.
Ve bütün bu şekilde tariflenen, iddia edilen hususlarda da yazanları kınıyorum ve bunun siyasi saiklerle yapıldığının da altını çiziyorum. Ortada şikayetçinin şahsına yönelik bir hakaret veya suç kastı yoktur.” Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’nden başlayarak belediye başkanlığı süresince yalnızca AKP’li siyasetçilerin değil kamu görevlilerinin de “nezaketsiz” tutumlarıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.
KARAKOL AÇTIK, EMNİYET MENSUBU GELMEDİ, CAMİ AÇTIK MÜFTÜ GELMEDİ İmamoğlu, “İstanbul'un en büyük karakollarından birini, Emniyet müdürlüğü olacak büyüklükte karakol yaptık, açtık; Emniyet müdürü gelmedi. Daha vahimini söyleyeyim mi? Açılışta tek bir polis bile yoktu. Polis olmadan karakol açılır mı? Vallahi açtık. Cami açtık, müftü gelmedi, imam gelmedi, müezzin gelmedi. Okul açtık, Bakan gelmedi.
Millî Eğitim müdürü gelmedi, vali gelmedi, kaymakam gelmedi. Bir tane okul açmadık, çok okul açtık. Gelmedi. Elazığ'da açtık, büyükşehir belediye başkanı olduğumda. Temel atma törenini yaptık, ben vardım, gelmedi. Açılışı yapıldı, ben tutsaktım, yine kimse gelmedi. Hatta öyle ki yaptığımız okulun açılışını yapmamız bile uygun görülmedi.
Açılış yapmamızı engellemek için her şey yapıldı” ifadelerini kullandı ve bunlara rağmen “küskünlük” üretmeden hizmet üretmeyi sürdürdüğünü belirtti.
15 | KILIÇDAROĞLU'NA TEPKİ: ALLAH KİMSEYİ BU DURUMA DÜŞÜRMESİN Savunması sırasından Adalet Bakanı Akın Gürlek ’i eleştiren İmamoğlu, “Burada her gün usulsüz, düzensiz ve sürekli değişen kararları, kuralları ile duruşmalar devam ederken, ülkenin Adalet Bakanı da benim girdiğim duruşmaların içeriğine müdahale edecek bir biçimde beyanlarda bulunmaya devam ediyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika