Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Diş hekimliği camiasında uzun süredir devam eden ve meslek mensupları arasında huzursuzluğa yol açan doktora ile uzmanlık denkliği tartışması, Türk Dişhekimleri Birliği’nin (TDB) attığı adımla resmi olarak yargıya taşındı.
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yayımlanan Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (DUS) Başvuru Kılavuzu’nda yer alan “Doktoralı diş hekimiyim, uzman olmaya hak kazanmak için DUS’a gireceğim” maddesi, sektörde haksız rekabet ve emek gasbı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Merkezi sınavla asistanlık hakkı kazanan hekimlerin klinik çalışmaları ile üniversitelerin yerel imkânlarıyla yürütülen doktora süreçlerinin bir tutulamayacağını savunan meslek örgütleri, uygulamanın liyakat ilkesine aykırı olduğunu belirtti. TDB, söz konusu kılavuz hükmünün iptali talebiyle dava açarak diş hekimliğinde unvan ve yetkinlik adaletini korumak üzere hukuki süreci başlattı.
Konuya ilişkin Cumhuriyet’e konuşan Diş Hekimi Derya Yıldız, DUS’un son derece zorlu ve yüksek adalet standartlarına dayanan merkezi bir sınav olduğunu anımsatarak iki sürecin denk kabul edilmesine tepki gösterdi. Yıldız, kabul süreçlerindeki temel mantık farkına dikkat çekerek şunları söyledi: “DUS, binlerce hekimin gece gündüz çalışarak ter döktüğü, tamamen objektif ve merkezi bir yarış.
Buna karşılık doktora programları, üniversitelerin kendi bünyelerinde açtığı yerel sınavlar ve mülakat değerlendirmeleriyle öğrenci kabul ediyor. Bu zorlu sınav maratonunda hakkıyla dereceye giren meslektaşlarımızın emeği ortadayken mülakat sistemiyle doktora eğitimine başlayıp sonrasında bu yolu uzmanlığa çevirmek büyük bir haksız rekabet doğurmaktadır.
Üniversitelerin inisiyatifiyle alınan kişilere, merkezi sınavı kazananların haklarının altın tepside sunulması mesleki liyakat ilkesini açıkça zedelemektedir.” ‘TEDAVİ KALİTESİNİ RİSKE ATAR’ Eğitim pratiklerinin ve saha gerçeklerinin de bu iki yapının eşdeğer olmadığını ortaya koyduğunu belirten Yıldız, “Doktora akademik bir unvan, uzmanlık ise tamamen klinik bir yetkinliktir.
DUS ile hastanelere yerleşen bir asistan hekim, haftanın beş günü yoğun poliklinik şartlarında hasta bakarak doğrudan klinik tecrübe kazanır. Doktora ise haftanın belirli günleri yürütülen, ağırlıklı olarak bilimsel araştırmaya dayalı akademik bir süreçtir.
Yapıları, hedefleri ve sahadaki pratikleri tamamen farklı olan bu iki yapının yasa zoruyla denk sayılması, hastalarımıza sunulan tedavi kalitesini riske atar” dedi.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika