Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Türk dizileri Ortadoğu ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere çeşitli ülkelere satılırken, ekrana taşıdıkları Türkiye imgesi de tartışılıyor. Değerlendirmede, oyunculuk ve çekim kalitesindeki ilerlemeye karşın dizilerin önemli bölümünde aşiret ilişkileri, biat kültürü ve kalıplaşmış toplumsal rollerin öne çıktığı belirtiliyor.
Kırsal ve taşra hikâyelerinde ağalık ya da hanım ağalık üzerinden kurulan ilişkilerin, kent anlatılarında çoğunlukla mafya ilişkilerine dönüştüğü ifade ediliyor. Bu kurguların, ortaçağ zihniyetini çağrıştıran ilişkileri; servet, kulluk ve güç ekseniyle birlikte sunduğu savunuluyor. Erkek ve kadın karakterlere biçilen rollerin de bu yapının parçası olarak korunduğu aktarılıyor.
Yazıda, yaklaşık 10-15 yıl önce yayımlanan ve birkaç sezon süren beğenilmiş dizilerle günümüz yapımları arasında kurgu tercihleri bakımından belirgin fark bulunduğu belirtiliyor. Önceki dizilerde konak yaşamı, kuşaklararası ilişkiler ve yakın tarihin kişisel aile hikâyeleriyle anlatılmasına karşılık, günümüzde şiddet, cinayet, kara para, uyuşturucu ve kadın karakterlerin aşağılanması gibi unsurların öne çıktığı ifade ediliyor.
Bu değişimin arkasında yapımcı müdahalesinin bulunabileceği düşüncesi dile getiriliyor. Ayrıca dizilerin bir dönemi anlatma veya toplumsal bir yorum sunma kaygısından uzaklaştığı ileri sürülüyor. Yazı, aile ve kuşak ilişkilerinin geçmişten geleceğe uzanan bir anlatı zemini oluşturabileceği görüşüyle sona eriyor ve dizilerin bu aile tarihi sürecinin hangi aşamasında kaldığını soruyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika