Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 38'inci Olağan Kurultayı 'nda usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin davada, duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını sundu.
Savcı, Baki Aydöner, Ekrem İmamoğlu , Erkan Aydın, Mehmet Kılınçarslan, Metin Gülerkaya, Nihat Yeşiltaş, Özgür Çelik, Rıza Akpolat ve Serhat Can Eş’in “fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek atılı suçu işlediklerinin sabit görüldüğünü” belirterek, sanıkların Siyasi Partiler Kanunu’nun 112’nci maddesi ile TCK’nin 37/1 ve 53/1’inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesini istedi.
Geçen haftalarda AKP'ye katılan ve Erdoğan'ın rozet taktığı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay , Hüseyin Yaşar ve Özgen Nama’nın ise mevcut deliller itibarıyla atılı suça iştirak ettiklerine dair somut delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatleri talep edildi.
TANIK AKÇADAĞ: “İSİMLERİ HATIRLAMIYORUM, KİMİN SÖYEDİĞİNİ HATIRLAMIYORUM” CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin, aralarında Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de bulunduğu 12 kişinin Seçim Kanunu'na muhalefet suçundan, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davaya devam edildi.
Duruşmada tanık Emirhan Akçadağ dinlendi. Akçadağ, büyük kurultaydan önce İncek’te Turan Taşkın Özer’e ait olduğunu düşündüğü villada Turan Taşkın Özer, Gökhan Zeybek ve Ekrem İmamoğlu gibi isimlerin toplantı yaptıklarını söyledi. Akçadağ, “Buraya jammer getiriyorlardı. Marriott Otel'i de delegelerle görüşmek için kullanıyorlardı. Delegelerin kaldığı otelleri, Rıza Akpolat’ın talimatıyla biz ödedik” dedi.
Kurultay salonunda da özel görüşmeler yapıldığı iddiasında bulunan Akçadağ, “Kurultay salonunda maddi menfaat teklifleri konuşuluyordu, bunları duyuyorduk. Okul bursu verilenler oldu, isim olarak birebir içinde olmadığım için bilmiyorum ancak salonda duyuluyordu, bunlar konuşuluyordu. Ancak isimleri hatırlamıyorum, kimin söylediğini hatırlamıyorum, üzerinden 3 yıl geçti çünkü” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu’nun avukatı Çağlar Çağlayan’ın Tüzük Kurultayı’nda da delegelerin ağırlandığını sorması üzerine Akçadağ, “Sonuçta siyasi bir çevre, ağırlama olmuş olabilir” dedi. “O halde ne farkı var” sorusuna ise “Bu kurultay diğer kurultaylardan farklıydı. Kurultayda duymuştuk konuşulanları çünkü bunları” yanıtını verdi.
“BİREBİR ŞAHİT OLDUĞUM BİR ŞEY YOK” Akçadağ, özel görüşmelerin yapıldığı ileri sürülen odaya ilişkin soruya ise, “Ben tekrar ediyorum birebir şahit olduğum bir şey yok. Seçimleri de hatta buradan izlemişlerdi. Ama bu odada özel görüşmelerin yapıldığı söyleniyordu net duydum. Salonun içinde ise maddi menfaat iddialarına ilişkin kart, telefon kutusu gibi şeyleri görmedim” diye konuştu.
DİĞER TANIKLAR: “MADDİ MENFAAT TEKLİFİ GÖRMEDİM, DUYMADIM” Duruşmada dinlenen Batman delegesi Çetin Kızılbulut da kurultaylarda kimsenin kimseye baskı yapmadığını belirterek, “Birilerine maddi menfaat teklifine dair de ne gördüm, ne duydum ne de şahit oldum ne de bana böyle bir teklifte bulunuldu” dedi.
Aksaray delegesi Ali Abbas Ertürk de kurultay günü herhangi bir usulsüzlük görmediğini belirterek, “Herhangi bir bilgim yok. O dönem Aksaray delegesiydim. Özgür Karabat’ı sadece kamuoyundan milletvekilimiz olarak bilirdim. Kurultay günü bir usulsüzlük yapıldığını görmedim” ifadelerini kullandı.
İMAMOĞLU’NUN AVUKATI ÇAĞLAYAN: “TANIKLAR İDDİALARIN TAMAMININ YALAN OLDUĞUNU SÖYLEDİ” Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Çağlar Çağlayan, dinlenen tanıklara ilişkin beyanda bulundu. Çağlayan, “Bugün dinlenen tanıklarla ilgili de beyanda bulunmak gerekiyor. Hem bugün dinlenen Ali Abbas Ertürk ve Çetin Kızılbulut hem de daha önce dinlenen tanıklar, kendilerine yöneltilen iddiaların tamamının yalan olduğunu ifade ettiler” dedi.
Akçadağ’ın anlatımlarına ilişkin de değerlendirme yapan Çağlayan, “Böyle konuşuluyordu, bu çok söyleniyordu” şeklindeki ifadelerin kullanıldığını, ancak bunların kim tarafından söylendiğinin belli olmadığını söyledi. Çağlayan, Akçadağ’ın daha önceki kurultaylarda da belediye başkanları tarafından insanların ağırlandığını söylediğini belirterek, “Ama sonunda ısrarla, ‘Bu başkaydı’ şeklinde bir ifadede bulunuyor” dedi.
“TANIK DUYMADIĞI VE GÖRMEDİĞİ ŞEYLERİ ÇIKARIMLA BİR SONUCA BAĞLIYOR” Çağlayan, Akçadağ’ın Turan Taşkın Özer’in odasına Gökhan Zeybek ve İstanbul İl Başkanı’nın girdiğini söylediğini hatırlatarak, “Bunlar İstanbul siyaseti içerisinde yer alan kişiler.
Birbirleriyle herhangi bir yerde görüşmelerinden daha doğal bir şey yokken, para verildiğine, alındığına, oyların satın alındığına ilişkin ortada herhangi bir somut olay yok. Tanık, duymadığı ve görmediği şeyleri çıkarımla bir sonuca bağlıyor” diye konuştu.
Çağlayan, kurultay salonundaki odaların CHP Genel Merkezi tarafından planlama dahilinde siyasetçilerin kullanımına tahsis edildiğini belirterek, Özgür Özel’e tahsis edilen odada siyasi görüşmeler yapılmasının olağan olduğunu söyledi. Çağlayan, “Oysa burası CHP Genel Merkezi tarafından yapılan planlama dahilinde Sayın Özgür Özel’in kullanımına tahsis edilmiş bir yer.
Tanık ise burada gizli görüşmeler yapılıyormuş gibi anlatıyor” ifadelerini kullandı. “AKÇADAĞ'IN TANIKLIĞI KABUL EDİLEBİLECEK BİR DURUMDA DEĞİL” Marriott Otel’de delegelerle görüşülmesine de değinen Çağlayan, insanların siyasi talepleri olabileceğini belirterek, “Eğer Marriott Otel’de bir salonu il başkanı misafir ağırlamak ve görüşme yapmak için kullanıyorsa bu ne görüşmesi olabilir?
Elbette siyasi bir görüşme olabilir. Herkesin bir tarafı, bir siyasi tercihi var” dedi. Çağlayan, HSK seçimlerini örnek göstererek adayların hâkimlerle görüşerek kendilerini tanıttıklarını ve oy istediklerini söyledi. “İnsanlar bir yerde görüşmek zorunda.
Eğer çatısı olan her yerde yapılan görüşmeyi delege pazarlığı, rüşvet pazarlığı olarak kabul edersek hiçbir seçimin içinden çıkamayız” diyen Çağlayan, ortada rüşvet pazarlığı olduğuna ilişkin bir görgü bulunmadığını ifade etti. Çağlayan, Akçadağ’ın tanıklığına ilişkin, “Haliyle Emirhan Akçadağ’ın tanıklığı, ceza hukuku bakımından doğrudan görgüye dayalı bir tanıklık olarak kabul edilebilecek durumda değil.
Savcı, Cemil Tugay, Hüseyin Yaşar ve Özgen Nama hakkında ise suça iştirak ettiklerine dair somut delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat istedi. Duruşma, 11 Kasım'a ertelendi.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika