Cezaevi yolunda otoyol ücretiyle karşılaştım
Nezarethanede kötü kokan yemeklerle başlayan maceramız, cezaevine sevk aracının ödediği otoyol ücretiyle devam ediyor. Önceki yazımı okuyanlar hatırlayacaktır.
Nezarethanede kötü kokan yemeklerle başlayan maceramız, cezaevine sevk aracının ödediği otoyol ücretiyle devam ediyor. Önceki yazımı okuyanlar hatırlayacaktır.

Nezarethanede verilen yemek insanı aşağılayan türden kötü bir yemekti. Kumanya paketinin üzerindeki hazırlayan firmanın etiketini sökmüş ve araştırmıştım. Meğer aynı şirketin adının gıda zehirlenmesi olaylarına karıştığını gördüm.
Üstelik şirket İstanbul il geneli Emniyet nezarethanelerine üç öğün yemek hazırlayacak şekilde bir ihale kazanmıştı. Ben nezarethanede bu işlerin peşine düşmüşken hakkımda tutuklama kararı verildi. Neden böyle bir karar verildiğini biliyorsunuz. Haber yapmadığım için tutuklandım. Sarıgül ailesinin kurduğu iddia edilen örgüte “haber yapmayarak” yardım ettiğim öne sürüldü ve tutuklandım.
Ama öğrendim ki bu “örgütün” bir numaralı şüphelisi ev hapsi kararıyla tahliye edilmiş. Ben haber yapmadığım için içeride kaldım iyi mi! Neyse, yeni haber konumuza geri dönelim. Mahkeme tutuklama kararını verdikten sonra otobüslere bindirildik ve Metris Cezaevi’ne götürüldük. Bugün, yarın sevk edileceğiz diye beklerken geçen cuma günü öğleden sonra “Murat Ağırel sevk ediliyorsun” sesi ile yeni yolculuğum başladı.
Transit marka ya da o tarz bir minibüs ile Ömer Sarıgül ve ben yeni cezaevimiz olan Kocaeli 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildik. Güzergâh olarak çevreyolu kullanıldı, sonra yeni yapılan Kuzey Marmara Yolu’na sapıldı. Kandıra sapağına geldiğimizde otoyoldan çıkıldı. Ne kadar ödeyeceğini veya ücret ödeyip ödenmeyeceğini merak ettim. Aracın arka kısmında kafes yapılmış. Kafesin küçük bir camı var ve tellerle kaplı.
Sağ ve sol pencere buzlu cam, görmek mümkün değil. Ön camdan görmeye çalıştım. Ödeme yapıldıktan sonra ücreti yazan tabela var. 400 ile başlayan rakam gördüm. Araçtan inince de yetkililerle konuştum. “Bu araç kamu aracı yine de Kuzey Marmara Otoyolu’na para ödüyor mu” diye sordum. Cevap alamadım ama suratlarındaki gülümseme ile cevabımı almıştım. Koğuşuma girdim.
Büyükçe bir demir kapı arkamdan heybetli bir gürültü ile kapatıldı. Kendi kendime “İşte şimdiki ofisin de burası Murat. Hemen çalışmaya başla” dedim. Temizlik yaptıktan sonra kâğıt kaleme sarıldım. Kamu hizmeti veren araçlar nasıl ücret öder diye düşündüm. Kimine göre çok büyük bir mesele değildir.
Fakat zaten vergilerimizle geçiş garantisi altına alınan otoyollara yine vergimizle oluşturan kamu hizmetinden para aktarılması zoruma gitti. Araştırdım. Tabii klasik durum karşımıza çıkıyor yine. “Devletin cebinden kuruş çıkmayacak” diyerek Kuzey Ormanlarının bir kısmını yok eden Kuzey Marmara Otoyolu “YİD” (yap-işletdevret) modeli ile yapılmıştı. Basın açıklamalarında kamu özel işbirliği ve YİD’den çok bahsedilir.
Kocaeli kesimini işleten şirket: KMO Anadolu Otoyolu İşletme AŞ. Şirketin ortakları Cengiz, Limak, Kolin, Kalyon, RYS İnşaat ve Pak Yatırım. 2023-2026 yılları arasındaki ücret artışlarına baktığınızda işletmelerin nasıl bir kâr yaptığını da anlarsınız. Ama benim merakım kamuya ait araçlar yani ambulans, polis, jandarma, itfaiye neden para ödüyor ve ne kadar ödüyordu? Buldum cevabını.
Meğer hepsi acil durumlar dışında sivil vatandaş gibi parasını ödeyip geçmek zorundaymış. Kamu araçlarının, yalnız kamu özel işbirliği ile yapılan projelerden geçişlerinde ilk dokuz ayda ödediği rakam 390 milyon TL! En fazla ağustos ayında ödeme gerçekleşmiş. Temmuz-ağustos ayında 113 milyon, mart-nisanda 91 milyon, eylülde 62 milyon. Şimdi yenilenen enflasyon nedeniyle bu fiyatlar da artacaktır.
Yani; kamu araçları için ilk dokuz ayda yaklaşık 400 milyon TL ödenmiş. Yani; sermaye sahipleri “Kamu filan beni ilgilendirmez ben paramı alırım” demiş. Benim derdim yalnızca bir otoyol geçiş ücreti değil. Benim derdim, kamunun kendi hizmetini yerine getirmek için yine kamu kaynaklarıyla garanti altına alınmış özel işletmelere para ödemek zorunda bırakılması.
Ambulansın, polisin, jandarmanın, itfaiyenin geçtiği yoldan bile para kazanılıyor. Üstelik bu paranın kaynağı yine vatandaşın vergisi. Bir tarafta devletin cebinden bir kuruş çıkmayacağı söylenerek yapılan projeler, diğer tarafta bu projelerden yararlanmak için devletin kasasından çıkan yüz milyonlarca lira... İnsan ister istemez soruyor: Bu düzen kimin için, kim kazanıyor, kim ödüyor?
Ben nezarethanede kötü yemeklerin peşine düşmüştüm. Cezaevine sevk edilirken de bir kamu aracının ödediği otoyol ücretini merak ettim. Beni buraya getiren süreç değişmedi. Koşullar değişti, adres değişti ama gazetecilik refleksim değişmedi, değişmeyecek. Demir kapılar kapanabilir, yollar uzayabilir. Ama insanın aklına takılan soruların peşini bırakması için hiçbir gerekçe yok.
Ben de buradan sormaya, araştırmaya ve yazmaya devam edeceğim.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika
