Haber detayı
Haberin ayrıntıları
İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu ’nun bir açıklamasına denk geldim. “Bu bir rezalettir. Bu, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bu ülkeyi nasıl bir zafiyete soktuğunun ete kemiğe bürünmüş halidir” diyordu. Fon krizinin yönetim sistemiyle ilişkisinden bahsediyordu. O an bir kitap geldi aklıma. 2017 referandumuyla değişecek sistemi öve öve bitiremiyordu.
Örneğin bir sayfasında şu cümleler vardı: “Hükümet üçlü kararnameye ihtiyaç duymaksızın üst düzey yöneticileri doğrudan atayacağından, atanan yönetici de başarılı olabilmek için yürütme ile kader birliği yapmak zorundadır. Üst düzey yönetici ve beraber çalışacağı ekip, bürokratik vesayetten kurtulup esnaf mantığı ile vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının çözümü için hem hızlı hem de etkin çözümler oluşturacaktır.”
(Parlamenter Sistem Krizleri ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi/Pozitif Yayınları) Bu satırların, dolayısıyla kitabın yazarı Hurşit Yıldırım ’dı. O sırada AKP milletvekili olan Yıldırım, Meclis’teki görevi bitince tıpkı övdüğü yöntemle üst düzey bir kuruma atandı. Yıl 2019’du ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun yeni üyelerinden biri artık eski AKP milletvekili Hurşit Yıldırım’dı.
Peki, BDDK’nin üst düzey yöneticisi Yıldırım tıpkı kitabında tarif ettiği gibi “yürütme ile kader birliği” yaptı mı? Ya da yine kendi deyimiyle “bürokratik vesayetten kurtulup esnaf mantığı ile vatandaşın ihtiyaçlarına etkin çözümler” yarattı mı?