Bir avuç dükkândan dünya çelik devine
O sanki bir büyük aşkı anlatıyor,Gözleri parlıyor... Ben gördüklerim karşısında şaşkın ve hayran,O sanki bir çiçek bahçesinde dolaşır gibi önümüzdeki 1200 derecelik fırını anlatıyor,Fuat Tosyalı.
O sanki bir büyük aşkı anlatıyor,Gözleri parlıyor... Ben gördüklerim karşısında şaşkın ve hayran,O sanki bir çiçek bahçesinde dolaşır gibi önümüzdeki 1200 derecelik fırını anlatıyor,Fuat Tosyalı.

Ben gördüklerim karşısında şaşkın ve hayran,O sanki bir çiçek bahçesinde dolaşır gibi önümüzdeki 1200 derecelik fırını anlatıyor,Fuat Tosyalı. 9 metrekarelik bir dükkânda 6 yaşında çalışmaya başlayan o küçük Fuat; Bugün 9 milyon metrekareye uzanan, 3 kıtada 50’yi aşkın tesisiyle dünyanın en büyük çelik üreticilerinden.
Sanayici Fuat Tosyalı’yı kendi tesisinde kendi ağzından dinliyorum. Gerçekle mucize arasında büyüyen; Ve çalışma aşkının hayalleri ateşlediği müthiş bir başarı hikâyesi. 2. 5 milyar dolarlık tesisteki devasa platformlarda ve son teknolojiyle demir çeliğe dönüşürken soruyorum:-Yıllar önce 9 metrekarelik küçük dükkânınızda günde ne kadar soba borusu üretiyordunuz? -Yani 7 gün 24 saat çalışıyorduk.
Günde ancak 70 kadar boru üretiyorduk. -Peki bugün ne kadar boru üretiyorsunuz? Fuat Bey gülümsüyor:-Bugün sanırım dakikada 5 bin metre boru üretiyoruz. 70 soba borusundan dakikada 5 bin boruya. Hem de dünyanın en gelişmiş çelik boruları. Mesela Almanya’ya Ren Nehri için 105 kilometrelik spiral boru üretiyorlar.
Beyaz eşyadan otomobil kaportalarına, kola kutularından konserve kutularına kadar aklınıza gelen bütün ince saçları üretiyorlar. “OKUL ÖNLÜĞÜMLE DÜKKÂNA KOŞARDIM”O anlattıkça görüyorum ki;Aslında bir mucizeyi dinliyoruz. Mesela diyor ki;“Hayal meyal hatırlıyorum. 6 yaşında da işyerinde çalışmaya başladığımı biliyorum.
O zamanlar sabahçı isem eğer önlüğümle hemen dükkâna babamın yardımına gider ve hesabını kitabını deftere not alırdım. Öğlenciysem de sabahtan öğlene kadar yine iş yerine giderdim.” -Ya kardeşleriniz? -Evet 3 erkek kardeş ve bir baba 20 sene, 9 metrekare dükkânda çalıştık, imalat yaptık. Ve hâlâ çalışıyoruz.


BÖYLE DEMİR ÇELİK TESİSİ OLUR MU Küllerinden yeniden doğan Hatay’ı gezdikten sonra İskenderun’daki Tosyalı demir çelik kompleksine gidiyoruz. Doğrusu demir çelik tesisi denilince banim aklıma demir, yağ, kir, pas gibi görüntüler geliyordu. Ama o da ne? Tesisten içeri giriyoruz. Merkez binaya bakıyorum. Sanki Fransa ya da İtalya’da bir modern müzeye gelmişiz. Muhteşem bir iç mimari.
Gökyüzüne doğru açılan oval bir iç mekân. Çalışan katları daireler halinde açılıyor ve pastel mobilyalarla bezenmiş. Tertemiz bir boşluk. Sadeliği estetik tamamlıyor. Girişte bir resim sergisi de var. Yok artık dedim. Demir çelik tesisinde miyiz? Şaşkınım. Sergi, Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Eminsoy’un seçkisinden oluşuyor. Küratör Damla harika anlatıyor. İskenderun’daki bütün okul öğrencileri gezmiş.
PARAYI ÇENGELLİ İĞNE İLE TUTTURURDUK Beni şok eden böyle bir karşılamadan sonra bir an geri gidiyorum. Fuat Bey’in geçmişten aktardığı anılara: “10 yaşından beri İstanbul’a gidip gelmeye, dükkânımızın ihtiyaçlarını almaya alışmıştım. Bu konuda da tecrübeliydim. O günün şartlarında İstanbul’a yolculuk 23-24 saat sürerdi. Tahmin edersiniz o zamanlar bankalarla çalışma imkânı yoktu.
Parayı ceketimizin cebine çengelli iğneyle tutturduk. Tuvalete bile gitmezdik paraya bir şey olur diye. Perşembe pazarında, Tahtakale’de tüccârlar vardı; gider alacağımızı alır, hemen hamallar vasıtasıyla da aldığımız malı yükletirdik kamyona. Kamyonu bile 31 plakalı olanlardan seçerdik. Hatay’dan sebze getirmiş kamyonlar boş dönerdi, boş dönecek kamyonu bulurduk ki ucuz olsun...”
Tosyalı Holding’in bugününü gezerken; Fuat Bey’den geçmişi dinleyince nasıl bir başarı hikâyesinin içinde dolaştığımızı daha iyi anlıyorum. Bugün dünyanın 32’nci en büyük demir çelik tesisi. Akdeniz’in en büyüğü, Avrupa’nın ikinci büyüğü. Cezayir’de, Libya’da, İspanya’da, Angola’da çelik tesisleri... Ham ve sıvı çelik üretimi 15 milyon tona ulaşmış.
Böyle bir başarıyı anlatmak için bana göre rakamlar, grafikler yetmez. İşin ruhu ve sevdası önemli. Yani başarının sırrı. Onu da Fuat Bey şöyle anlatıyor: “Fikir üretmek ve hedef açıklamak kolaydır. Zor olan; o fikri projeye, projeyi yatırıma, yatırımı çalışan bir fabrikaya, o fabrikayı da rekabet eden, ihracat yapan ve kalıcı değer oluşturan bir yapıya dönüştürmektir.
Ben buna hayata geçirme iradesi diyorum ve sanayicilik hayatım boyunca en fazla önem verdiğim konu da bu oldu. Bugün üç kıtada faaliyet gösteren küresel bir çelik şirketi olduysak bunun en önemli sebeplerinden biri budur.” İŞİNİ AŞKLA YAPARSAN CEHENNEM BİLE CENNET OLURFabrikayı gezerken, baktım Fuat Bey demiri eriten cehennem gibi fırını büyük bir aşkla anlatıyor. Ben bunu söyleyince holdingin CEO’su Dr.
Suhat Korkmaz tesisi gezdirdikleri Katarlı bir heyetle aralarında geçen diyaloğu anlattı:(Katarlı heyet üyesi 1200 derecelik fırının ağzı açılınca)-Aman Allah’ım cehennem gibi... Suhat Bey gülerek: “Olur mu öyle bize göre cennet gibi...” -Nasıl yani? -Cennet mutluluk demekse, biz de burada mutlu oluyoruz da ondan... Evet arkadaşlar....
Türkiye’den Cezayir’e, Libya’dan İspanya’dan Angola’ya on binlerce kişiye istihdam yaratan küresel demir çelik devi Fuat Tosyalı ile yalnızca demiri çeliği değil; Aslında hayatı ve başarının sırrını konuştuk. Hem bir mucizeye tanık oldum hem de çalışma aşkı ve azmi nedir onu gördüm. YARIN: TOGG VE ALTAY TANKI...
Kaynak: Hürriyet