Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Cumhuriyetlerde ise toplumsal yaşam, halkın koyduğu ve gerektiğinde değiştirebildiği kurallarla düzenlenir. Cumhuriyet, her şeyden önce egemenlikle ilgili bir kavramdır.
Halk, seçimlerde kullandığı oyla istencini yönetime yansıtır, seçtiği temsilciler aracılığıyla da yönetime katılır. Cumhuriyet yönetiminin işlerlik kazanabilmesi için temsil görevini üstlenenlerin, halk adına hareket etmeleri ve halkın çıkarları için çaba harcamaları gerekir. Yönetenler bir kişi, aile ya da grubun çıkarlarına hizmet ediyorsa; adı cumhuriyet olsa bile o yönetim gerçekte bir cumhuriyet değildir.
Bu durumda temsilcilerin varlığı da yönetime yasallık kazandırmaz. TEMSİL SORUNU Cumhuriyetlerde temsilci seçiminin amaca ulaşması iki temel koşula bağlıdır. Bunlardan birincisi, halkın kendi çıkarlarını görebilecek bilinç düzeyine ulaşabilmiş olmasıdır. Seçmen eğitimle, hukukla, laiklikle, ülkesinin bağımsızlığıyla, üretimle ve kaynakların bölüşümüyle kendi yaşamı ve çıkarları arasında bağ kurabilmelidir.
Bu bağları kuramayan, ilişkileri değerlendiremeyen toplumlar, temsilci seçimini doğru yapamazlar. Yönetenlerin ustaca kullandığı alalamalara kapılarak oylarını çoğu kez kendi aleyhlerinde kullanırlar. İkincisi ise halkın, seçtiği temsilciyi denetleyebilmesidir. Denetim kanalları kapalıysa temsilciler, kişisel çıkarlarını öne çıkarıp seçimlerde verdikleri sözlerin tersini yapmaya yönelebilirler.
Üniter yapıyı, ülkenin birliğini öne çıkaranlar, açık- örtülü pazarlıklara girişebilirler. Laikliği savunacaklarına yemin edenler, laikliğin kökünü kazımaya sıvanabilirler. Demokrasiyi geliştirecekleri vaatleriyle erke gelenler; demokrasinin verdiği olanaklardan yararlanarak demokrasiyi ve cumhuriyeti ortadan kaldırmaya çalışabilirler.
CUMHURİYETİ BESLEMEK Cumhuriyetin gıdası emektir, birkaç yılda bir sandığın başına gitmekle ya da bir siyasal partiye üye olmakla iş bitmiyor; cumhuriyet emek istiyor. Emek vermezsek birileri çıkar, toplumun yüz yıllık kazanımlarına el koyar; “Cumhuriyeti kutlayacak mıyız, anacak mıyız (!)” ikileminde sıkışıp kalırız.
Atatürk’ün yaktığı Aydınlanma ateşi içinde gelişmiş bir toplum olarak; halkımızın, cumhuriyetten başka bir yönetim biçimini kabul edebileceği beklentisi akılcı değildir. Tersini düşünenler belki görece başarılar elde edebilirler ama sonunda Atatürk’ün açtığı akıl ve bilim yolunun aydınlığında cumhuriyet kazanır. KAYA ÇETİN EĞİTİMCİ
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika