Bakan Gürlek: Adalet paylaşıldıkça barış da çoğalır
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Adaleti yalnızca kendimiz için değil herkes için isteyelim çünkü adalet paylaşıldıkça barış da çoğalır. Hukuk herkes için eşit gözetildiğinde güven de büyür.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Adaleti yalnızca kendimiz için değil herkes için isteyelim çünkü adalet paylaşıldıkça barış da çoğalır. Hukuk herkes için eşit gözetildiğinde güven de büyür.

Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Çırağan Sarayı'nda düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, sürdürülebilir küresel adalet özlemiyle gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmayı hep birlikte arzuladıklarını söyledi.
Bu arayışın temelinde insanlık vicdanının her acıya aynı hassasiyetle yaklaşmasının bulunduğunu belirten Gürlek, "Aynı zaman dilimi içinde Adriyatik'te bir balinanın yaşam hakkı ya da Körfez'de bir karabatağın petrole bulaşmış hali insanlık vicdanı için ne kadar önem arz ediyorsa Afrika'da açlık ve hastalıktan ölen çocukların acısı, Gazze'de yıkılan yuvaların hüznü, Lübnan'da, Suriye'de ve dünyanın birçok köşesinde zulme uğrayan halkların, katledilen kadınların, çocukların acısı da aynı hassasiyetle karşılık bulmalıdır. Bu, yüzyılımızın en çok ihtiyaç duyduğu temel insanlık değerlerinden biridir." diye konuştu.
Bakan Gürlek, evrensel hukuk düzeni için barışın şehri İstanbul'da bir araya gelip aklın ve vicdanın ortak değerleri etrafında umut inşa ettiklerine dikkati çekerek, "Bütün konu başlıkları ortak bir zeminde buluşuyor. Bu ortak zemini şu vecize ifade ediyor: 'Kuvvetsiz adalet aciz, adaletsiz kuvvet zalimdir.' Bu cümlenin bize hatırlattığı en yalın hakikat şudur: Hukuk, yalnızca düzenin dili değil insan onurunun güvencesidir. Adalet barışın, güvenin, toplumsal huzurun ve sürdürülebilir kalkınmanın teminidir ve adalet güçlülerin lütfu değil her insanın doğuştan gelen hakkıdır. Bu hakkın gereği olarak insan onuru güçlünün karşısında korunmalı, dünya hesap verilebilir bir nizama evrilmelidir." ifadelerini kullandı.
Bugün karşı karşıya oldukları tablonun bu anlayıştan ne kadar uzaklaşıldığını gösterdiğini vurgulayan Gürlek, savaşlar ve işgaller yoluyla ekonomik refahlarını sürdürmeye çalışan güçlü ülkelerin artık kendi toplumlarına da huzur getirmediğini, bu anlayışın gelecekte yeni ve daha büyük savaşları besleyecek tohumlar ektiğini, İkinci Dünya Savaşı'nın olağanüstü yıkımından ibret alınarak kurulan Birleşmiş Milletlerin artık çözümlerin merkezi olmaktan çıktığını, adeta savaş ve işgallerin meşrulaştığı bir güç haline geldiğini anlattı.
Gürlek, bu acıları yaşayan ve onlardan ibret alan nesillerin yerini zamanla yenilerinin aldığını ancak tarihin bu acı deneyimlerinin unutulması durumunda aynı kısır döngünün yeniden başladığını belirtti.
Küresel adalet ve hukukun bir kenara itilerek dünyanın yeni bir uçuruma sürüklendiğinin altını çizen Gürlek, "Küresel dünya artık bu tür suistimaller karşısında huzur ve güveni, barış ve kardeşliği sürdürmekte zorlanıyor. Dünya, yeni bir savaşı taşıyacak güçte değildir. Hele de günümüzde birçok devletin nükleer güce sahip olduğu düşünüldüğünde yaşanacak bir savaşın tahmin edilenden çok daha büyük sonuçlar doğuracağı açıktır. İşte bu sebeple dünyada barışı hakim kılacak tek evrensel zemin, ortak akıl ve vicdanın temsil ettiği adil bir dünya düzenidir." diye konuştu.
Gürlek, tarihin önemli şahsiyetlerinden biri olan İbn Haldun'un "Zulüm, medeniyeti, kalkınmayı harap eder." sözünü aktardı.
"Dünyanın neresinde zulüm ve işgal varsa emin olun bu durum insanlığın ortak medeniyetinin gelişmesi önündeki en büyük engeldir." diyen Gürlek, uluslararası hukukun, herkese ve her şartta aynı ölçüyle uygulandığında hem mağdurların yarasına şifa olduğunu hem de hukuka duyulan güvenin her gün biraz daha büyüdüğünü söyledi.
Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu anlayışla dünya barışına sunduğu katkıların saymakla bitmeyeceğini dile getirerek, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin bu güçlü liderinin Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere barışın tesisi için ortaya koyduğu gayretler ortadadır. Etiyopya-Somali barış görüşmelerinde mutabakatın sağlanmasına verdiği destek, Kafkaslar'da barışın tesisi için yürüttüğü çalışmalar, ABD ve İran arasında savaşın bölgeye yayılmasını önleyen diplomasisi, İsrail devletinin yayılmacı politikalarının engellenmesine yönelik çabaları, Pakistan-Hindistan sorununun çözümü için gösterdiği gayretler ve Körfez ülkelerinin güvenliğine yönelik güçlü ara buluculuğu, bu gayretlerin önemli örneklerindendir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Libya'nın savaştan arındırılması, Suriye'nin istikrara kavuşması, Lübnan'ın toprak bütünlüğünün korunması, Karadeniz'de güvenliğin ve Doğu Akdeniz'de istikrarın sağlanması için ortaya koyduğu çabaların bölgede ve dünyada barış yurdunun tesisine yönelik iradesinin açık göstergesi olduğunu ifade eden Gürlek, "Gazze'de yaşanan zulüm başta olmak üzere nerede insanlık onuruna bir saldırı varsa orada Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan vardır." dedi.
Gürlek, Türkiye'nin komşuları ile her zaman dostane ilişkiler geliştirdiğinin altını çizdi.
Komşu halklara asla ön yargılı olmadıklarına işaret eden Gürlek, şunları söyledi:
"Körfez Savaşı sürecinde zulüm ve baskılara maruz kalanlara sınırlarımızı açtık. Onları misafir ettik. Aynı şekilde Suriye'de Esed zulmünden kaçan komşu halklara da imkanlarımızı sonuna kadar seferber ederek kapılarımızı açtık ancak maalesef Batı'nın insan haklarından dem vuran ve devasa ekonomik güçlere sahip ülkelerinden yeterli desteği görmedik. İnsanlık onurunun Ege'de Aylan bebeklerin şahsında boğulduğunu gördük. Batı medeniyetinin insanlık vicdanında bir kez daha sınıfta kaldığına şahit olduk. Bu acılar karşısında duruşumuzun temelinde köklü devlet anlayışımız vardır. Son imparatorluğumuzun kuruluşuna yön veren büyük şahsiyetlerden Şeyh Edebali'nin 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.' düsturu, bizim temel anlayışımızdır. Bu temel anlayışı dünyaya yansıtmak, bizim tarihi misyonumuzdur."
Gürlek, teknolojinin sunduğu imkanlar kadar beraberinde getirdiği sınır aşan sorunları da birlikte ele almak zorunda olduklarına işaret etti.
Küresel dünyada artık hiçbir ülkenin kendi sınırları içinde tek başına adaleti sağlayamadığına dikkati çeken Gürlek, "Suçlar da küresel dünyanın koşullarından yararlanıyor. Bizler de değişen suç modellerine ve suçun yayıldığı yeni alanlara karşı mücadele yöntemlerini geliştirmek zorundayız. Karşılıklı güveni, etkili adli yardımlaşmayı, hızlı bilgi ve delil paylaşımını hep birlikte güçlendirdiğimizde adalette işbirliğimiz de birlikte büyüyecek, hepimiz daha güvende, daha huzurlu olacağız. Bu amaçla uluslararası mekanizmaların işlevselliği artırılmalı, aralarındaki uyumu ve bütünselleşmeyi daha da güçlendirmeliyiz." diye konuştu.
Bakan Gürlek, bu ortak sorumluluk anlayışıyla İstanbul'dan uluslararası kamuoyuna ortak çağrıda bulunmak istediğini belirterek, "Adaleti yalnızca kendimiz için değil herkes için isteyelim çünkü adalet paylaşıldıkça barış da çoğalır. Adalet evrenselleştiğinde insanların ortak geleceği de güçlenir." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde ortaya konulan "Türkiye Yüzyılı" vizyonunun hukuk alanındaki karşılığı "Adaletin Yüzyılı" hedefini yaşatmaya ve heyecanla çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Gürlek, adaleti devletin temel direği, insan onurunu bütün hakların özü gören yaklaşımın ülkede yürüttükleri reformlarda olduğu kadar daha adil bir dünya arayışlarında da yol gösterdiğini sözlerine ekledi.
Adalet evrenselleştiğinde insanların ortak geleceği de güçlenir" dedi.
Kaynak: TRT Haber Gündem
