Bağımsız sanatçılar uluslararası ağlarla üretimde sürdürülebilirlik arıyor
Sofya’da 12 Balkan ülkesinden katılımcılarla düzenlenen Moving Balkans atölyesi, bağımsız sanat üretiminin bütçe, mekân ve yapım süreçlerindeki zorluklarını ele aldı. Ortak üretimler, uluslararası ağlar ve hibe programları, sanatçıların yalnız ilerlemek yerine daha kalıcı ve sürdürülebilir yapılar kurmasına katkı sunuyor.
BURCU GÖREK Sofya’da, geçen ay bağımsız sanatçılar ve kültür yöneticileri için Avrupa Birliği’nin Kreatif Avrupa programı tarafından da desteklenen Moving Balkans projesinin atölyesine katıldım. Oldukça yoğun geçen beş günlük programa 12 Balkan ülkesinden dansçılar, oyuncular, bağımsız yapımcılar ve kültür yöneticileri katıldı.
Bağımsız üretim, bağların uzun düşünce ve inceleme sürecinden geçerek kurulduğu, hassas olduğu kadar güçlü duruşu içeren bir süreç. Türkiye’de 2000’ler sonrasında hem mekânsızlığın yarattığı sahne arayışlarını hem de alternatife alan açmak için kurulan, bağımsız üretimleri beslemeye devam eden sahneleri görüyoruz.
Image
Bu noktada butik ve bağımsız sanat üreticileri, biraz zorunluluk, biraz da işin doğası gereği çoğu zaman kendi işlerinin yapımcıları olmak durumunda kalıyor. Dolayısıyla üretimdeki tüm süreçlere katılım da eserin biricik ve el emeği, göz nuru olmasını sağlıyor. Tutku ve adanmışlık, özgün projelerin arkasındaki sanatsal güdü ve toplumsal karşılık, projelerin yaşama geçmesindeki en büyük itici gücü oluşturuyor.
Ancak sanatsal vizyon ile uzun vadeli yapısal inşayı, doğru finansal ve idari planlamayı da katarak oluşturmakta güçlük çekebiliyoruz.
SINIRLARI AŞAN BİR LABORATUVAR Bu programda, yaşadığımız ortak sorunları; bağımsız üretimlerin paylaştığı kronik sancıları, eserin ömrünü nasıl uzatabileceğimizi, bütçeyi kısıtlayıcı unsur olmaktan çıkarıp sanatsal vizyonumuzu besleyen bir araca nasıl dönüştürebileceğimizi ve “yalnız” ilerlemek yerine, benzer değerleri paylaşan ekiplerle nasıl kalıcı ağlar örebileceğimizi edebileceğimizi çalıştık.
Atanas Maev, Giulia Poltronieri, Marija Popović gibi eğitmenlerin yaklaşımlarında, sahne sanatları alanında çalışan bağımsız üreticiler, kültür yöneticileri ve yapımcılar için en güdüleyici unsur, sanat üretmenin yalnız ve çaresiz bir “hayatta kalma” mücadelesi olmak zorunda olmadığını, tersine bilinçli bir inşaya dönüştürülebileceğini göstermesi oldu.
Bu süreçlerde ortak üretimler geliştirmek, ortak değerlerde buluşmak büyük önem taşıyor. Her desteğe doğrudan başvuramıyor olsak da birçoğuna açık kapılar bulunabiliyor. Yaşayarak görünen bir gerçek var ki alternatif sanat üretimlerine ayrılan kaynaklar dünyanın birçok ülkesinde kısıtlı.
Bu ayrılan kaynaklarla, projeyi yaparken çoğu katılımcı artık böyle bir işe girişmeyeceğini kendine söylerken, kendini yeni bir proje başvurusunda buluveriyor. Çünkü umut hep var. ‘‘Belki farklı kaynaklar veya yollar bulunur, bu sefer daha iyi koşullarda çalışmalar sürdürülür’’ inancı ağır basıyor.
Projelerin neredeyse hiçbiri ekonomik bir beklentiyle yapılmıyor, öne çıkan şey dayanışmayı ve hem bireysel hem de toplumsal katkıyı arttırmak. İşte bu inanç, devam etme çevikliği ve süreçlerde gerçekleşen birer “mucize” gibi okunabilecek katkılar, kanımca bağımsızların yola devam etmesindeki en büyük etken.
Bu sürecin doğal bir sonucu da yalnızca bütçe, mekân ve teknik donanımları birleştirmek değil, sınırları aşan canlı bir kültürel laboratuvar kurmak oluyor. ULUSLARARASI FONLAR VE HİBE PROGRAMLARI Creative Europe: Kültür ve sanat alanında Avrupa’nın en büyük hibe programı. Özellikle Küçük Ölçekli İşbirliği Projeleri, en az üç ülkeden ekiplerin bir araya gelmesiyle erişilebilir oluyor.
Culture Moves Europe: Proje odaklı değil, uluslararası hareketliliği destekliyor. Interreg Programları: Komşu ülkelerle ortak yürütülen kültürel projeleri, bölgesel kalkınma ve ortak üretim ekseninde finanse ediyor.
ULUSLARARASI KÜLTÜR OFİSLERİ VE KONSOLOSLUK DESTEKLERİ Institut Français, Goethe-Institut ve British Council: İkili kültürel işbirlikleri, ortak yapım fonları ve konuk sanatçı programlarıyla bağımsız prodüksiyonların uluslararasılaşma süreçlerine bütçe sağlıyor.
Ülke Başkonsoloslukları: İfade özgürlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakları ve sürdürülebilirlik eksenli sanat projelerini yerel hibe çağrıları ile destekliyor. BÖLGESEL AĞLAR Teatroskop: Balkanlar ve Orta Avrupa bölgesiyle çalışan bağımsız tiyatrolar için ortak üretimleri ve turne lojistiğini destekliyor.
SALTO-Youth & Erasmus+: Genç sanatçılar ve kültür yöneticileri için eğitim, atölye, kapasite geliştirme ve uluslararası ağ kurma fırsatları sunuyor. Mediterranean Women’s Fund: Kadın sanatçıların ve kadın odaklı bağımsız performansların üretim süreçlerini destekliyor.
Yerel Destekler: Sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerin uluslararası işbirliği odaklı kültür-sanat departmanlarının çağrıları da mikro ölçekteki işleri makroya taşıyan güçlü basamaklar.