ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Gündem
  3. Baba ve oğul Ziyalan’lar...
Gündem

Baba ve oğul Ziyalan’lar...

Ivan Turgenyev’in “Babalar ve Oğullar” romanı, yalnızca siyasal ve düşünsel görüşlerin çatışmasını anlatmaz bize; aynı zamanda baba ve oğul arasında var olan, sevgiyle örülmüş fakat çoğu zaman ifade edilemeyen gerilimi de görünür kılar.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 5 Eylül 2026 04:00·Güncelleme: 6 Eylül 2026 15:34·5 dk okumaBu haber 545 kez okundu
Baba ve oğul Ziyalan’lar...
Baba ve oğul Ziyalan’lar...
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

Romanda “babalar” geçmişin değerlerini, alışkanlıklarını ve duygusal bağlılıklarını; “oğullar” ise değişimi, itirazı ve bağımsızlaşma arzusunu ön plana taşır. Ancak Turgenyev’in asıl başarısı, bu karşıtlığı basit bir eski-yeni savaşımına indirgememesidir. Oğullar babalarından uzaklaşmaya çalışırken bile onların sevgisine ihtiyaç duyar; babalar ise çocuklarını kaybetmemek için anlamadıkları bir dünyaya geçerken her defasında sarsılır. Romanın merkezinde birbirinden farklı iki baba-oğul ilişkisi çıkar karşımıza. Nikolay ile oğlu Arkadi arasındaki bağ daha uzlaşmaya açıktır. Nikolay, oğlunun üniversiteden dönüşünü büyük bir heyecanla bekler. Onun değiştiğini fark ettiği halde sevgisini geri çekmez. Arkadi ise babasının yaşam tarzını, romantik eğilimlerini ve eski kuşağa ait değerlerini küçümser. Bir bakıma babasını eleştirerek ondan bağımsızlaşmaya çalışır. Daha sonra psikoloji bilimine de zemin hazırlayan bu ilişkide en net tablo; her oğulun kendi kimliğini kurabilmek için bir ölçüde babasından uzaklaşma zorunluluğudur. Bir baba, oğul için hem ilk örnek hem de aşılması gereken ilk sınırdır. Bazarov ile babası Vasili Ivaniç arasındaki ilişki ise çok daha trajiktir. Vasili, oğluna neredeyse hayranlık derecesinde bağlıdır. Onun zekâsıyla ve bilgisiyle gurur duyar; büyük bir geleceği olduğuna inanır. Fakat sevgisini açıkça gösterdiğinde oğlunu sıkacağından korkar. Bazarov’un yanında rahat davranamaz; onu memnun etmek, evde tutmak ve kendisine yakın hissettirmek için sürekli çabalar. Bazarov ise anne ve babasını sevmesine rağmen bu sevgi karşısında huzursuz olur. Ailesinin sevgisini, bağımsızlığına yönelmiş bir tehdit gibi algılar. Çünkü onun savunduğu nihilizm yalnızca siyasal ve toplumsal kurumları değil, duygusal bağlılıkları da küçümsemesini gerektirmektedir.

Baba ve oğul arasındaki bu gerilimli ilişki çoğu zaman edebiyatçı babalarını takip eden evlatlarını düşündürür bana. Bizim edebiyatımızda olduğu kadar dünya edebiyatında da baba-evlat ilişkisini özel bir hattır. Kimi zaman bu isimlerin yazdıkları edebi açıdan yakın, kimi zaman da uzaktır birbirine. Babalar ve oğullar yazınsal olarak da birbirine belki de mesafe almalıdır. İngiliz şiirinde Samuel Coleridge ile oğlu Hartley Coleridge bu hattın en kıymetlileridir. Üstelik baba Coleridge’in oğlu doğduğunda yazdığı “Geceyarısı Ayazı” onun şiirsel olarak doruk noktasıdır. Çok soğuk bir gece dünyaya gelen, uyuyan bir bebek vardır yanında. Onu doğanın çocuğu olarak yetiştirmek amacındadır: “Dudakları kırmızıydı, bakışları özgür...” Ama Hartley babası gibi romantik imgeler yazmaz hiçbir zaman. Onun yazdıkları çok daha karanlıktır.

Bizim edebiyatımızda ise en güzel baba-oğul şiirlerinden biri Nihat Ziyalan’ın “Oğlum” şiiridir: Çok çarpıcıdır bu dizeler: “On iki yıldır görmediğim/ torunlarımın babası” Kendi evladı da artık bir babadır. Nihat Ziyalan, Yılmaz Güney’in açtığı yoldan giden Yeşilçam’ın aktörüdür. Türkiye’deki siyasi fırtınalar onu kilometrelerce öteye savurur. Avustralya’da yaşamak için işçi olarak çalışırken bir gün kendisiyle ilgili şu konuşmalara kulak misafiri olur: “Burada bir adam var; kendini Nihat Ziyalan sanıyor!”

Oğlu ise onca cendereden sonra şimdilerde hekim olarak Amerika’dadır. “Oğlum” birbirinden kilometrelerce uzakta üç kuşağın buluştuğu büyük bir şiirdir. Turgenyev’in Babalar ve Oğulları’nda; oğullar, babalarından düşünsel olarak uzaklaşır; eski kuşağın değerlerini reddederek kendi kimliklerini kurmaya çalışır. Ziyalan’ın şiirinde ise düşünsel bir çatışmadan çok, zamanın ve uzaklığın açtığı boşluk vardır. Hatta çatışacak bir ortam bile yoktur. Artık oğul da bir babadır. Ve yıllar sonra baba-oğulun buluşması şöyle boyutlanır dizelerde: “koyu gömleğini çıkarttırdım/ mevsimidir/ çiçeklisini giydirdim.” Nihat Ziyalan’ın şiirinin temelinde güçlü bir görsellik vardır. Ziyalan’ın uzun yıllar sinema oyunculuğu yapmasının belirleyici olduğu düşünülebilir. Kendisi de yazdıklarında “kamerayla çekiyormuş gibi bakmaya dayanan bir resimleme bulunduğunu” söyler. Gurbet ve bellek sözcükleri arasında salındırır bizi.

Nihat ağabey ile zaman zaman sosyal medyadan selamlaşırız. En son Ankara’da Cemil Eren’in evinde o güzel buluşmamızdan sonra uzun aralıklarla görüşmemize karşın sıcacıktır “Sydney’den dostlukla...” diyen incelikli merhabası. Bu defa oğlu Mustafa Ziyalan, “Antakya Mon Amor” için el verdi bana. Uzun yıllardır dergilerden takip ederim Mustafa Ziyalan’ın şiirini. “Kıyılarda-Toplu Şiirleri” hayatın merkezinde değil yüreğin kıyısından ses verir. Annesi Fatma Hanım’ın çocukken söylediklerini yazıya geçirdiği elyazmaları yeniden işleyerek bir anı ve belleğin izinde bir bilince dönüştürür öncelikle. Geçmişin parçalı yanı hepimizi kuşatır. Pavesse demişti: “Geçmişi değil anları anımsarız!” diye. İşte bu anlar şiirinin başlangıcını oluşturur hep. Bir işaret fişeğidir okurun da önüne düşen.

Bu defa “Antakya Mon Amor”da anı ve bellek parçaları fotoğraf sanatıyla bütünleşiyor. Mustafa Ziyalan, 2014 yılında Antakya’da çektiği fotoğraflarla deprem sonrasında zihinsel bir yolculuğa çıkıyor. Nasıl daha önceki şiirlerinin ana hattını bellek için annesinin sağladığı materyallerden oluşturuyorsa bu defa geçmişi aramanın yolu fotoğrafla araçsallaşıyor. Geçmiş “hatırlanıp anlatılan” bir şey olmaktan çok bugün yeniden okunan bir ize dönüşüyor. Daha önce şiirde kullanılan benim çok sevdiğim bu yöntem bir belgesel şiir denemesi olarak Brecht’in “War Primer”ında ortaya çıkmıştı. Brecht, İkinci Dünya Savaşı’ndan kullandığı fotoğraflarla dört dizelik “foto-epigramlar” yaratmıştı. Yine Ali Cengizkan’ın çok sarsıcı bulduğum “Yunan Dosyası” fotoğrafla şiirin buluştuğu benzer bir yeniden okunmaya dönük bir çarpıcılık sunuyordu okura. Amaç, fotoğrafı tarif etmek değil görüntünün ardındaki politik ve tarihsel gerçeğin bireysel duyarlılıkla yansıtılması. Mustafa Ziyalan da okura, “Bu fotoğrafta ne var?” sorusundan çok “Bu fotoğraf bize artık neyi söylemiyor?” u kanıtlamaya çalışıyor. Antakya’nın yok oluşuna isyan ederken şair olarak anımsamanın acısına doğru da okuru sürüklüyor.

“Antakya Mon Amor”da keşke fotoğrafları daha kaliteli bir baskıyla görebileceğimiz bir yöntem sunulsaydı! Ancak şiir kitaplarının okurunun çok az olduğu bir iklimde, “Sözcükler” Yayıncılık ve Turgay Fişekçi daha ne yapabilir?

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

07:37

İstanbul'da polise ateş açıldı: Şüpheli vuruldu

07:37

İstanbul'da polise silahlı saldırı: Şüpheli vurularak yakalandı

07:30

Eşine tavuk satan kasabı öldürdü

07:00

AYM kararını verdi: Yeni Parti adına devam

07:00

İklim krizi beyni tehdit ediyor

07:00

Libya Anlaşması’nı eleştiren AB’ye ortak tepki: Hem taraflı hem kibirli

07:00

Dil eğitiminde yapay zekâ iyi bir yardımcı ama yeterli değil

İstanbul'da rezidans dairesine silahlı saldırı: Ölü ve yaralı varGündem21 Eki 15:37

Büyükçekmece’de rezidans saldırısı: Yasin B. öldü, Mehmet Işık T. yaralandı

İstanbul Büyükçekmece’de bir rezidansın 17. katındaki daireye düzenlenen silahlı saldırıda Yasin B. hayatını kaybetti, Mehmet Işık T. yaralandı. Polis, olayın ardından kaçan şüphelileri yakalamak için çalışma başlatırken dairede 3 tabanca ve bir miktar uyuşturucu madde bulundu.
Zonguldak’ta 3 katlı bina çöktü: 1 kişi öldü, 1 kişi yaralı kurtarıldıGündem21 Eki 19:07

Zonguldak’ta 3 katlı bina çöktü: 1 kişi öldü, 1 kişi yaralı kurtarıldı

Zonguldak'ın Meşrutiyet Mahallesi'nde 2 katlı binanın çökmesi sonucu enkaz altında kalan bir kişi yaralı kurtarılırken, bir kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, enkaz altında başka kimsenin bulunmadığının değerlendirildiğini, olayla ilgili Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca inceleme başlatıldığını açıkladı.
Libya Anlaşması’nı eleştiren AB’ye ortak tepki: Hem taraflı hem kibirliGündem22 Eki 07:00

Libya Anlaşması’nı eleştiren AB’ye ortak tepki: Hem taraflı hem kibirli

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Libya anlaşmasına yönelik açıklamalarına iktidar ve muhalefetten tepki yağdı. YENİ Parti Lideri Özel, Leyen’e “Tarafsızlığını yitirmiş kibirli tutum” sözleriyle tepki gösterdi.
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziKünyeYayın İlkeleriDüzeltme Politikası

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaKünyeYayın İlkeleri