Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Cumhurbaşkanının doğrudan bir talimat verdiğini düşünmüyorum, hiç öyle sanmayın, “Murat’ ı içeri alın”, “Şimdi de İsmail Arı ’yı” … Sonra da onu, bunu, şunu... Veya iktidarımız konusunda durmadan yazıp çizmenin bir bedeli olduğunu görsünler. Bir de seçmenimizin kafasını karıştırıp duruyorlar.
Arada bir içeri almazsak seçmenimizin ne oluyor bizim iktidarda, bunlar doğru mu diye düşünmesini önlemeliyiz. İçeri alırsak ‘Ha demek ki yedikleri bir halt var, yoksa durup dururken niye tutuklasınlar’ desin.” *** Yok daha neler! Cumhurbaşkanı böyle dememiştir, dese böyle bir emir verdikleri nezdinde de itibarı çok zedelenir. Günü gelince bunlar dışa vurulur çünkü. Siyaset(çi) bugün böyle yarın şöyle.
*** Ama şu var. Bir örnekle açıklayayım: Turgut Özal diye birini anımsar mısınız? Tabii ki. Ama şu sözünü unutmuş olabilirsiniz: “Benim memurum işini bilir.” Özal, devlet memurlarının rüşvet aldıkları konusunda medyada ve siyasette üstelik ciddi haberler yayılmaya başlayınca bir punduna getirip bu lafı etmiş ve memurlarının elini rahatlatmıştı.
Onların maaşlarını artırıp insan gibi yaşamalarını sağlayacağına, memurlarını devlete işi düşenlerin finanse etmesini sağlamıştır. Yoo bugün de önemli ölçülerde bu gelenek sürüyor olabilir. Ama rüşvet, siyasetin finansmanı ihale mekanizmalarıyla toptan ve yüz milyonlarca lira ile hallediliyor.
AKP kayyumu yardımcısı AKP örgütlerini yalamış yutmuş birisi, rüşvet paralarını tuttukları özel evlere yığdıkları kasalarda saklıyorlar. (Yazmıştım tekrarlayayım, onlara bu milyonlarca rüşveti hangi müteahhitler, kimler ve ne karşılığında verdiler, bir türlü açıklanmıyor.) Özal’ın memurları leblebi çekirdekle yetiniyorlardı(r).
*** Demek istediğim, yukarının, yani iktidarın medya, basın konusunda genel tutumu, düşüncesi “Benim savcılarım işini bilir” havasını estirir, yayar. Bu konuda özel talimatlar gider mi bilmiyorum. Gitse bile sıradan bir savcıya gitmez, amirinden gider. Eğer amiri doğrudan böyle siyasi amaçlarla görevlendirilmişse o memur ne yapacağı konusunda işini bilir.
*** Şunu unutmayalım: Yönetimin bir altındaki beylikler de emir almadan işlerini bilir ve uygun talimatları bir şekilde iletirler. Lider de elini bulaştırmaz böyle küçük işlere. Medya konusunda, ilgili alttaki kişilerin, iktidarın tutumunun ne olduğunu ve ne yapması gerektiğini bilmesi için emir alması da gerekmez. Açar uluslararası endeksleri, bakar ki Türkiye basın özgürlüğünde 190 ülke arasında 170.
sırada, yani en kötüler arasında, bu ona bir talimattır. Eee basının özgür olması istenseydi bu tepedekilerin işi olurdu, demek talimat 170’lerde, dahası daha kötü olsun… En alttaki “cephe” subayı da gerekeni yapar. *** Haa, haber kanallarına el koymak, almak, satmak, kapatmak, el değiştirtmek, devretmek özel bir siyasi iştir. Bu talimatla olur.
Devşirilen bir liderciğin kulağına kar suyu kaçırtılır, Halk TV’yi yerden yere vurur, sonra utanmadan TV’ler de eleştirilmez mi diye kıvırır durur.
Fakat bu kanallara el koyma olayı bir iktidar meselesinin acil konuşulan ve kararı alınan konu olduğunu du şuradan anlarız: İktidarı ayakta tutan payandası küçük ortağın çok yetkili birisi bağırır: Bu muhalif kanallar da çok oluyor; HalkTV, Sözcü falan bunların yayın lisanslarını yeniden gözden geçirmeli, der. Sabahın 5. 30’unda HalkTV’ye el konur. Sahibine de uyduruk bir ihaleye fesat kaçırma suçlaması yöneltilir.
Savcılığın yüce makamı bu konularda çok antrenmanlıdır. *** Dün Kadıköy’de yürüdük. Çevreden alkışlandık. Fakat bu yetmez, her hafta daha organize ve çoğalarak yürümek gerekir. Eve geldim yazım için derken Freedom House’un nette özgürlükler raporu gelmiş. Tabii Türkiye yorumunu paylaşayım hemen.
*** “İnceleme dönemi boyunca Türkiye’de internet özgürlüğü büyük ölçüde kısıtlı kaldı ve hükümet, çevrimiçi ifadeyi kısıtlamak için bir dizi baskıcı yasayı uygulamaya devam etti. Muhalefet gösterileri sırasında sosyal medya platformlarına erişim engellendi ve yetkililer, web sitelerini engellemek ve içerikleri kaldırmak için çok sayıda emir yayınladı.
Çevrimiçi troll ağları hükümet yanlısı dezenformasyonu yaymaya devam etti ve gazeteciler, aktivistler ve sosyal medya kullanıcıları yayınladıkları içerik nedeniyle cezai suçlamalarla karşı karşıya kaldı.
Nisan 2026’da kabul edilen ancak kapsama döneminin sonuna kadar yürürlüğe girmemiş olan yaş doğrulama yasası, sosyal medya platformlarının yaş doğrulama sistemleri kurmasını veya ağır para cezaları ve bant genişliği kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalmasını gerektirerek çevrimiçi gizliliği tehdit ediyor.” *** İnternet özgürlüğünde 100 üzerinden puanımız 31. Küresel özgürlük puanımız 32. Arz merkezine seyahatteyiz.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika