Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Muhaliflere yönelik baskı dijital mecralarda da etkisini artırdı. Hukukçu ve uzmanlar yapılan sansür ve baskının anayasal haklarla bağdaşmağı görüşünde birleşti. İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD), eylül ayı verilerine göre en az bin 270 hesaba erişim engeli getirildi. Bu sosyal medya hesaplarının tamamına yakını “X” tarafından Türkiye’de görünmez kılındı.
Engellemeler, gazetecilerden akademisyenlere kadar hem kişisel hem de kurumsal geniş bir kitleyi hedef aldı. Yaşananların doğrudan doğruya ditijal sansür olduğunu söyleyen RTÜK üyesi İlhan Taşcı, “Bu noktaya gelişi de ansızın olmadı adım adım belli bir strateji kapsamında yürütüldü.
Öyle ki, RTÜK eliyle televizyonlar ceza kıskacına alındı, karartıldı, kapatma tehditleri Demokles’in kılıcı gibi kanalların üzerinde sallandırıldı. Bu da yetmedi, TELE 1 örneğinde görüldüğü gibi kayyum atandı, kanala el kondu, yok pahasına satışa çıkarıldı, sahibi cezaevine atıldı” dedi.
‘BELİRLEYİCİ OLMA ÇABASI’ “Daha ne kadar baskı olabilir” dendiği noktada da basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerin dijitale kaymaya başladığını belirten Taşçı, “Artık mesele yalnızca neyin yayımlandığı değil, neyin görünür olabildiği. Etkileşimi yüksek olan hesaplar ve siteler hedefte” tespitinde bulundu.
Medyanın yüzde 95’inin iktidar kontrolünde olmasına karşın eleştirel yayınların daha etkili olduğunu söyleyen Taşcı, “Amaç da 25 yıllık iktidara karşın oluşan bu etkiyi ortadan kaldırabilmek” ifadelerini kullandı. ‘ŞİRKET MANTIĞINA UYGUN’ Siyaset bilimci Prof. Dr.
Barış Övgün, ekonomik ve toplumsal sorunların artmasına yönelik çözüm önerilerini sunmak isteyenlerin, özgürce fikirlerini dile getirenlerin önüne geçilmek istendiğini belirtti.
Sosyal medyanın da bu durumdan payına düşeni aldığını belirten Övgün, “Devlet yönetimleri şirket mantığına uygun yeniden yapılandırıldıkça şirketlerin tekelinde olan sosyal medya mecrası ile kurulan ilişki de buna uygun oluyor” değerlendirmesini yaptı.
Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, “Abdülhamit döneminde matbaalarda gazeteler çıkmadan önce sansür uygulayan memurların yerine sulh ceza hâkimlikleri, Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu geldi. Erişim engeli ve kapatma kararı verenlere hatırlatıyoruz, anayasamızın 28. maddesini çiğnemektesiniz.
Anayasa ile güvence altına alınan basın ve ifade özgürlüğü mahkemeler tarafından yok sayılmaktadır” uyarısında bulundu. ‘KOLEKTİF DURUŞ LAZIM’ İletişim hukukçusu avukat Enes H. Ermaner ise uygulamalarla haber alma hakkının engellendiğine işaret ederek “Hukuken yasa koyucu veya Anayasa Mahkemesi tarafından bu durumun önüne geçilmesi gerekmektedir.
Burada başta hukukçular, basın meslek örgütleri ve sendikalar olmak üzere herkesin bu kararlara karşı kolektif bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika