Adana, Altın Koza günlerinde neşesini koruyan şehir olarak anlatıldı
Adana’da 33. Altın Koza Uluslararası Film Festivali’ni takip eden yazar, “Matruşka” adlı belgeselinden Taşkuyu Mağarası ziyaretine uzanan izlenimlerini paylaştı.
Adana’da 33. Altın Koza Uluslararası Film Festivali’ni takip eden yazar, “Matruşka” adlı belgeselinden Taşkuyu Mağarası ziyaretine uzanan izlenimlerini paylaştı.

Sevgili dostlarım, bugün benimle yola çıkıp biraz farklı bir soluk almaya hepinizi davet ediyorum. Efendim ben bir haftadır Adana’dayım. 33. Altın Koza Uluslararası Film Festivali nedeniyle, biraz yüzüm kızararak söylüyorum, benim şu 78 yıllık hayatım belgesel bir film oldu; adı Matruşka! Ben hiç karışmadım, sadece benden istenen belgeleri, fotoğrafları teslim ettim, yönetmenim adını Matruşka koydu. “Neden Matruşka?”
diye sordum. Yönetmenim, “Hocam siz bir 68 kuşağı insanısınız, Devrim İçin Hareket Tiyatrosu’nun değişmez kadın oyuncususunuz. Sonra Türkiye’nin hemen her yerinde bir direniş, bir acı olay varsa siz gazeteci olarak koşmuşsunuz, el aldığınız Yaşar Kemal ve Fikret Otyam ’ın ardından neredeyse yüze yakın bu ülkenin insanını anlatan röportajlar yapmışsınız.
Senaryolar, hikâyeler yazmışsınız, filmler çekmişsiniz, onlarca kısa film atölyesi yapmışsınız, dünyada gitmediğiniz ülke de pek yok, siz bir matruşkasınız!” diye yanıt verdi. Nasıl itiraz edebilirim, o da bir zamanlar kısa film atölyelerinde öğrencimdi. Şefkatli bir hemşireydi, emekli olunca kendine bir kamera aldı ve başladı kısa filmler çekmeye. Kısa filmleri ona yepyeni bir ufuk açtı ve dünyayı dolaşmaya başladı.
Sıra bana geldi. Yönetmenim Melihat Özdoğan Ağgül ’e, görüntü yönetmeni İranlı dostumuz Ali Kazem Zadeh ’e, kurgucu ve yapımcı Uluç Erdem Ersen ’e ve filmin özel gösterimini üstlenen Adana Altın Koza festival ekibine teşekkür edip sizi bir rüyaya götürmeye karar verdim.
Sevgili dostlarım, bu aralar Türkiye’nin mağaralarına merak sardım ve Adanalı dostum doktor ve fotoğraf sanatçısı, Adana’nın kültür alanında önemli mihenk taşlarından, Adana Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu ve Adana Sinematek kurucuları arasında bulunan ve şu güzel yurdumuzun yerüstü ve yeraltı zenginliğini çektiği fotoğraflarla bizlere tanıtmaya çalışan Haluk Uygur ’dan beni Adana-Mersin yolunda bulunan Taşkuyu Mağarası’na götürmesini rica ettim.
Kırmadı tabii, yola çıktık. Yol yapımında çalışan mühendislerin keşfettiği Taşkuyu Mağarası’na geldik. Ben 500 milyon yılda oluşan mağaraya girdiğimde anında başka bir dünyaya ayak bastığımı hissettim. Haluk Hoca da fotoğraf çekiyor. Benim mağara hallerimi şöyle anlatmış, bir teşekkür de ona ediyorum. Ben mağarada şöyleymişim: “Parmaklarını objektif yapıp film çekti oralarda.
Anladım ki film için kameraya ihtiyaç yok. Zihinle de çekebiliyorsun, yeter ki etkilen. Bazen havalara uçtu bir dron gibi. Bazen taşlarla konuştu. Taşların dokusunda annesinin ördüğü hırkanın desenlerini de buldu. Dali’ nin eriyen saatlerini de. Michelangelo ’nun Pieta’sını bile gösterdi bana. O kadar gelip gitmişliğim var, görmemişim. Kör olduğumu anladım.
Doğru bu dedim, gerçekler değişkendir, baktığında ne düşünüyorsan onu görürsün.” Yeter artık, kendimden çok söz ettim. Festivalde dünyadan ve bizden o kadar film var ki hangisine gideceğinizi şaşırıyorsunuz. Uzunların, kısaların, belgesellerin, öğrenci filmlerinin gösterildiği festivalde bu yıl ilk kez yapay zekâyla yapılmış filmler de gösteriliyor. Yandı gülüm keten helva!
Ayrıca bu yıl özellikle depremden etkilenen çevre il ve ilçelerde film gösterimleri yapılıyor. Kadirli, Arguvan, Adıyaman, Nizip, Elbistan, Dörtyol, Arsuz’da. Bu benim çok hoşuma gitti. Devam etmeli ve daha da yayılmalı. Harika bir slogan da buldum: Filmler herkes içindir! Ayrıca festival bu yıl Adana halkına ve tüm dünyaya sesleniyor: “Biz Batı’nın çöplüğü olmayacağız!”
Çünkü özellikle Adana’nın Ceyhan bölgesi Batı’nın plastik çöplüğü olmuş, bölgenin çöplük bölümüne girilemiyor bile. Bu çöpleri alanlar, dönüştüreceğiz demişler ama yakıyorlar. Toroslar’ın şifalı havası kirleniyor. Hamiş: Yeniden hatırlatayım, Adana bir geç Hitit devletidir. Birayı bulan Hititler zevki sefayı çok severlermiş. Eh genetik kodlar, yüzyıllar geçse de pek değişmiyor.
Adana adeta her zaman neşesini yitirmeyi reddeden bir şehirdir. Helal olsun.
Festivalde farklı kategorilerde filmlerin yanı sıra yapay zekâyla hazırlanan yapımlar gösterilirken, depremden etkilenen çevre il ve ilçelerde de film gösterimleri düzenleniyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika
