9 Eylül zaferi, Türkiye’de yeni ve çağdaş bir dönemin başlangıcı oldu
Milli Mücadele, 19 Mayıs 1919’da başlayıp 9 Eylül 1922’de zaferle sonuçlandı. İzmir’in kurtuluşuyla işgal sona ererken, saltanatın kaldırılması, cumhuriyetin ilanı ve halifeliğin kaldırılmasıyla Türkiye’nin çağdaşlaşma sürecinde yeni bir dönem açıldı.
9 Eylül zaferi aynı zamanda yeni bir dönemin kapılarının açılışıdır: Türkün yeniden doğuşu
Haber detayı
Haberin ayrıntıları
9 Eylül sonrasında İzmir’de Atatürk’e “Çok yoruldunuz artık kenara çekilip biraz dinlenirsiniz” dediler. Atatürk “Asıl savaş şimdi başlıyor” yanıtını verdi. Bu savaş gericiliğe karşı savaştı. Bu savaş gerici eğitime karşı savaştı. Bu savaş toplumu sömüren tarikatlara karşı savaştı. Temelde toplumun çağdaşlaşması ve çağdaş uygarlıklar düzeyine ulaşması için zorlu savaş başlıyordu.
Milli Mücadele 19 Mayıs 1919’da başladı, üç buçuk yıla yakın bir süre içinde 9 Eylül 1922’de zaferle sonuçlandı. I. Dünya Savaşı’nın galipleri Ocak 1919’da Paris’te toplandı. Toplantıya İngiltere başbakanı, Fransa başbakanı ve İtalya başbakanı da katılmıştı. Bu toplantının doğal lideri İngiltere Başbakanı Lloyd George’dur.
Image
O toplantıda alınan karar gereği taşeron işgal güçleri, Yunan askerleri 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıktı. Dünya Savaşı bitince 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkesi’nden sadece 14 gün sonra, emperyalist galipler 13 Kasım 1918’de zaten İstanbul’u işgal etmişti. İngiliz Başbakanı L. George, Türklerin Anadolu ve Trakya’dan sökülüp atılmasını, sonunda Orta Asya’ya sürülmesini istiyordu.
Milli Mücadele Yunan işgal güçlerine karşı bir savaştır. Ancak temelde arkadan Yunan işgal güçlerini yöneten, destekleyen ve İstanbul’u işgal etmiş olan emperyalist devletlere, kuşkusuz başta İngiltere’ye karşı verilmiş bir savaştır. 9 Eylül zaferi sonrasında büyük bir siyasi yenilgiye uğrayan İngiltere Başbakanı L. George, başbakanlıktan istifa etti ve siyasi kariyeri de sonlandı.
Bu durum Milli Mücadele’nin emperyalist devletlere karşı verildiğinin en açık kanıtıdır. CEPHEDE SAVAŞ Milli Mücadele dört cephede verilmiş bir savaştır. - Öncelikle emperyalist devletlere karşı savaş. - İşbirlikçi, hain Padişah Vahdettin ve işbirlikçi hükümetlerine karşı savaş. - Padişahın eşgüdümünde, İngiltere’nin desteği ile oluşturulan dinsel duygulara dayalı isyanlara karşı savaş.
- Emperyalist devletlerin taşeronu olan Yunan işgal güçlerine; Kahramanmaraş, Gaziantep ve Urfa’da İngiliz ve Fransız işgal kuvvetlerine karşı verilen sıcak savaş. Bu büyük mücadelenin lideri Mustafa Kemal, bu savaşı kazanmak için önemli stratejik kararlar aldı ve uyguladı. Bu stratejik kararları özet olarak irdeleyelim. KURUMLAŞMA STRATEJİSİ Mustafa Kemal Samsun’da fazla kalmadı. Havza’ya geçti.
Anadolu’da örgütlenmeye hız verilmesi, askeri depodaki silahların halka dağıtılması, imha edilmek için İstanbul’a gönderilen silah ve top mekanizmalarına el konması, emperyalist devletlerin hoşuna gitmemişti. 8 Haziran 1919’da Anadolu’ya çıkışının 20. gününde Mustafa Kemal İstanbul’a geri çağrıldı.
O dönemde Osmanlı Genelkurmay başkanı olan Cevat Çobanlı Paşa, Mustafa Kemal’e, “Seni İngilizler çağırıyor” diye şifreli telgraf gönderdi. (Nutuk, S. 20.) Mustafa Kemal, Havza’dan Amasya’ya geçti. İstanbul, Mustafa Kemal’i ısrarla geri çağırıyordu. Atatürk Nutuk’ta şöyle diyor: “Anadolu’ya geçeli bir ay olmuştu.
Yapılan geri çağırma emirlerine uymamış olmakla birlikte milli teşkilat hazırlıklarına devam etmekte olduğuma göre, şahsen asi duruma geçmiş olduğuma şüphe yoktu.” 21.) Mustafa Kemal şöyle devam ediyor: “O halde yapılacak işlerin bir an önce kişisel olmaktan çıkarılması, bütün bir milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve temsil edecek bir kurul adına olması gerekliydi.”
22 Haziran 1919’da yayımlanan Amasya İhtilal Bildirgesi’nin temeli işte bu stratejik karardır. Bildirge ne diyordu? - Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir. - Milletin bağımsızlığını, milletin azim ve kararı kurtaracaktır. - Sivas’ta bir kongre toplanacaktır. Bu bildirinin ertesi günü 23 Haziran 1919’da Mustafa Kemal görevinden azledildi ve 8 Temmuz 1919’da tutuklanması için emir yayımlandı.
Erzurum ve Sivas kongreleri kurumsallaşmanın sağlanmasını hedeflerken bu doğrultuda Temsil Heyeti’ni seçmiştir. Bu hedefin en üst düzeyde somutlaşması ise 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan TBMM ile gerçekleşmiştir. MİLLİ MÜCADELE’NİN HALKLA BÜTÜNLEŞMESİ 23 Nisan 1920’de Meclis’in açılması, Milli Mücadele’nin halka yönelmesini ve gücünü doğrudan halktan almasını sağlamıştır.
Ayrıca Meclis’e bağlı disiplinli ordunun kurulmasıyla, ülkenin dört bir yanında dağınık durumda bulunan Kuvayı Milliye birlikleri TBMM ordusu içinde birleştirilmiştir. I. ve II. İnönü savaşları ardından Sakarya Meydan Savaşı, Milli Mücadele’yi halka yayma ve 30 Ağustos taarruz savaşı için zaman kazanma savaşlarıdır.
HATT-I MÜDAFAA YOKTUR STRATEJİSİ Üçüncü önemli savaş stratejisi “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” (Savunma çizgisi yoktur, savunma alanı vardır. O alan bütün vatandır.) Sakarya Savaşı bir ölüm kalım savaşıydı. Güç dengesi Yunanların lehineydi. Yunan işgal güçleri Ankara sınırlarına kadar gelmişti. En önemli askeri strateji eldeki kısıtlı olanakları en doğru biçimde kullanmaktı.
Milli ordu yukarıda belirlenen strateji gereği savunma alanından taviz vermiyor, direniyordu. 22 gün 22 gece süren savaş kazanıldı. Artık Büyük Taarruz’un kazanılacağına ve “zafer”e ulaşılacağına inanılmıştı. EN ÖNEMLİ STRATEJİ İÇ CEPHEYİ SAĞLAM TUTMAK 30 Ağustos günü bu sütunlarda yayımlanan yazımız “30 AğustosBüyük Taarruz’un Stratejik Noktaları” başlığını taşıyordu.
Bu yazıda Atatürk’ün iç cephe konusundaki görüşleri anlatılmıştır. Mustafa Kemal, Nutuk’ta şöyle diyor: “Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir. Görünürdeki cephe ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir hatta yenilebilir. Önemli olan memleketi temelinden yıkan, milleti esir ettiren iç cephenin çöküşüdür.
Düşmanlar iç cepheyi yıkmak için asırlardır çalışmaktadırlar.” Bütün dünya harp akademilerinde üçlü güç stratejisinde en önemli unsur “silahlı güç”, “ordu” olarak kabul ediliyordu. Atatürk silahlı güç ordudan önce “millete”, “iç cepheye” önem vermiştir. Sonunda 30 Ağustos Savaşı ile işgalci Yunan güçleri püskürtüldü. 9 Eylül 1922’de tüm Ege bölgesi ve İzmir yabancı işgalden kurtuldu.
YENİ DÖNEMİN BAŞLANGICI 9 Eylül zaferi aynı zamanda yeni bir dönemin kapılarının açılışıdır. 9 Eylül sonrasında İzmir’de Atatürk’e, “Çok yoruldunuz artık kenara çekilip biraz dinlenirsiniz” dediler. Atatürk, “Dinlenme ne kelime, asıl savaş şimdi başlıyor” dedi.
Nitekim 9 Eylül’den 1 ay 20 gün sonra 600 yıllık saltanat kaldırıldı. 1 yıl 1 ay 20 gün sonra 29 Ekim 1923’te cumhuriyet ilan edildi. 3 Mart 1924’te halifelik kaldırıldı. Din devletine son verildi. Atatürk uygarlık için şöyle diyor: “Uygarlık yolunda yürümek ve başarılı olmak yaşam koşuludur.