Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Tam da 104 yıl önce bugün, bu saatlerde (sabah) Atatürk ’ün süvarileri canları pahasına İzmir’e girdiler. Dile kolay 15. günde 450 kilometreyi geçip hem de! Yüzbaşı Şerafettin -bombalı saldırıya uğradığı halde- İzmir Hükümet Konağı’na, Yüzbaşı Zeki Kumandanlık Dairesi’ne, Yüzbaşı Reşat da İzmir’i en tepeden gören Kadifekale’ye çekti şanlı bayrağımızı sabah güneşi doğarken, bir daha hiç inmemecesine üstelik.
Eğer Atatürk, büyük bir kararlılık ve tavır sergilemeyip 5 Eylül’de düşman kuvvetlerinin ateşkes önerisini geri çevirmese, duraklasa Ege’nin dağlarında çiçekler kolay kolay açmazdı emin olun. 200 bin kişilik Yunan ordusunun bir çırpıda nasıl yok edildiğini gelin canlandırın zihninizde.
Hatta kurmay ekibinin öngöremediği biçimde esir alınan 20 bini aşkın Yunan askerinin nasıl kontrol altında tutulduğunu, sonrasında yıktıkları köprülerin, yolların yapımında nasıl çalıştırıldıklarını da anımsayalım. Ve en çok da komutan Trikopis ’in, Büyük Taaruz başlamadan Yunan basınına, “Bizi artık kimse durduramaz. Kayseri’ye kadar gideriz” demecini verdikten sadece 3-5 gün sonra esir düştüğünü unutmayalım.
Elbette Atatürk’ün Trikopis’i büyük bir saygıyla karşılayıp, sigara ikram ederek “General arzu ederseniz size Talas’ta (Kayseri) kahve ikram edelim” deyişini de. Evet, gelin, kapayalım gözlerimizi, 26 Ağustos’a, 30 Ağustos’a, 9 Eylül’e dönelim; Atatürk ve silah arkadaşlarının onurlu başkaldırışının değerini bir kez daha anlayalım! ÜSKÜDAR’IN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!